Haz 15

Bir gün bir kız chat´ten bir oğlan ile tanışır. Bu kız oğlan ile haftalarca chatleşir, sabaha kadar! Konular açıldıkça açılır.
Kız bu oğlandan öyle hoşlanırkı, o oğlana aşık olur.
Her gün okuldan geldikten sonra bilgisayarın başına geçer ve oğlanın gelmesini bekler. Bazı günler olur, sabaha kadar chatleşirler, sabah olunca sevimli cümleler yazdıktan sonra okula gider.
Bütün gün onu düşünür, eve gitmeyi sabırsızlıkla bekler. Ama Aşkını bir türlü itiraf edemez, çok utanır.
Bir gün var gücünü toplayarak bilgisayarın başına geçer ve e-mail ile bir aşk mektubu yazmaya karar verir.

“Ercan, senden kaç zamandır hoşlanıyorum, ama bunu sana bir türlü yazamıyorum. Senin buna karşı bir tepki vermenden çok korkuyorum ki bilemezsin. Ama burada bir gerçek var. Seninle yazışırken, bambaşka bir dünyada oluyorum. Her satırını sabırsızlıkla bekliyorum.
Ercan Seni seviyorum.”
Ardından 5 dakika geçmez e-maile cevap gelir. Ve kız e-maili titreyerek açar. Açması ile kapatması bir olur.
Kız adeta şoka girer ve kendine 10 dakika gelemez.
Kendine geldikten sonra bir kere daha açıp maili bir kere daha okur.
Aynen şu cevap gelmiştir:

“Aylin, ben seni sevmiyorum, benden uzak dur. Artık bir daha bana yazma ve unut beni”

Kızın gözlerinden yaşlar akmaya başlar, gözü yaştan bir şey göremez olur. Banyoya gider, dolaptan uyku hapı alır ve odasına döner.
Bir ufak not bırakarak tüm hapları yutup bilgisayarın başında ölür!
Notta şunlar yazar:
“Ben sevdim ama sevilmedim. Bu hayata ELVEDA deyip ayrılıyorum. Ercan seni çok Seviyorum. ELVEDA!”

Akşam kızı ölü halinde bulurlar, annesinin birden gözü bilgisayara takılır.

Bir e-mail!!!!

Ercandan!!!!

Ercan şu maili göndermiş:

“Aylin senden çok özür diliyorum, benim ufak kardeşim sana bu saçma maili göndermiş. Ben sana bu sözleri asla yazamam. Çünkü……………ben……….seni SEVİYORUM!! Ercan!”

Not : alintidir..

Haz 15

Hep özlediğim, beklediğim aşkın böyle aniden kapımı çalıvereceğini, izin almadan yüreğimde bir köşeye yerleşeceğini hiç düşünmememiştim. Göz göze geldiğimiz anda. Başımdan aşağıya buzlu su dökülmüş gibi hissettim. Bakışları içimi titretti, bilmediğim, tanımadığım bir dünyanın kapıları açılıverdi önümde… Kimde, neydi, hangi sınıfta öğrenciydi, daha önce onu görmemiştim. Bütün gün bu sorularla boğuştum. İlk şoku atlatıp kendime geldiğimde okulda onu aramaya başladım. Gerçeği öğrenmem hiç zor olmadı tabii ki! Suratıma tokat gibi çarpan gerçeği… O okulumuzda yeni görev yapmaya başlamış bir öğretmendi çok genç olduğu için öğrencilerden ayırt etmek mümkün değildi. Böyle şeyler yalnız filmler de olur sanırdım. Oysa ben sırılsıklam aşık olmuştum. Gözleri başımı döndürecek kadar güzel olan yalnızca adını ve öğretmen olduğunu bildiğim biri, kısacık bir zamanda hayatımı değiştirivermişti. Ona aşık olmam benim suçum muydu? İnsan hesap kitap yaparak aşık olmazdı ki? Tamam itiraf etmeliyim, ben pek normal biri değilim. Başkalarına göre farklı yanlarım çok., özellikle de aşk söz konusuysa hiçbir zaman sıradan biri olmadım ama bu kez tamamen kaderdi. Sonunda ona söylemeye karar verdim. Madem aşık olacak kadar cesaretliydim, söyleyecek kadar da cesaretli olmalıydım. Söyledim. Şaşkınlığımı ifade edecek sözleri şu an ben bulamıyorum. Düşün bir kez, çat kapı bir öğrenci geliyor ve ‘’ ben sizi gördüğüm ilk andan beri seviyorum’’ diyor. Ne hissedersiniz bilemem ancak o bana karşı çok olgun, anlayışlı davrandı. Yaptığım çocukluklarla hayatını cehenneme çevirdiğim halde sevgiyle yaklaştı.. incitmemek için çok uğraş verdiğini şimdi anlıyorum oysa o zamanlar çok incitmiştim. Bir gün bana hak vereceksin demişti evet onu anlıyorum ve hak veriyorum. En doğrusunu yaptı. Zaman belki çılgın aşkımı bitirdi. Ama ona olan saygım ve sevgim sonsuza kadar sürecek.

Haz 9

>>Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez….
>>Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta.
>>O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için,
>>hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok
>>genç…
>>
>>Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda
>>başardılar. İkisi
>>de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı
>>arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise
>>ablasında…. Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden
>>evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına
>>geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra…
>>
>>Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu…
>>Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki
>>yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor
>>getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da
>>hep mutluydular.
>>
>>Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para
>>kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek
>>uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki… Günler günleri,
>>yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü… Tek eksikleri
>>çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi
>>olmayınca, “bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur”
>>diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler…
>>”Senin için ölürüm” derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adama “Hayır,
>>ben senin için ölürüm” diye yanıt verirdi hep…
>>
>>
>>
>>Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın,
>>
>>”Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak….” Kütüphanenin ikinci
>>rafında başka bir not olurdu, “Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok
>>sevdiğimi sakın unutma” Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu
>>notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek,
>>kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla
>>karşılaşırdı… Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten….
>>
>>Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep
>>birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların
>>ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam,
>>hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın
>>da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık
>>daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap
>>durumda bir ev gördü kadın, üzerinde “satılık” levhası asılı olan. “Ne
>>dersin, bu evi alalım mı?” dedi adama. “Bu viraneyi yıktırır, harika bir
>>ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları
>>kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı…” “Sen istersin
>>de ben hiç hayır diyebilir miyim?” diye yanıt verdi adam. “Amerika’daki
>>tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı… Kaç para olursa olsun
>>burası bizimdir artık….”
>>
>>Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu
>>adam Amerika’ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla.
>>Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında.
>>
>>Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın.
>>Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek
>>için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç
>>beklemediği bir cevap aldı: “Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en
>>iyisi o evi unut… “Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha
>>da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik
>>misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, “Senin için ölürüm,
>>biliyorsun, ne olur anlat” diye dil döktü boş yere… Yıllardır sevdiği
>>adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya
>>çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla
>>kanıyordu yüreği…
>>
>>
>>
>>Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği
>>arkadaşına dert yanarken, “Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım”
>>diye sözünü kesti arkadaşı. “O, seni aldatıyor. İş yerimin tam
>>karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra
>>sarmaş dolaş biniyorlar arabaya….” “Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum
>>bu yalanları” diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini
>>kıskanmakla suçladı….
>>
>>Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi
>>sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı… Kocasının
>>eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen
>>evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın… Akşam
>>kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı
>>sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi.
>>
>>İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa
>>geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve
>>bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, “Son bir kez kucaklamak
>>isterim seni” diyecek oldu ama kadın, “Defol” dedi nefretle… İlk celsede
>>boşandılar… Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse
>>inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın,
>>sevgilisiyle birlikte Amerika’ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız
>>kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor,
>>aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için
>>dua ediyordu.
>>
>>
>>
>>Aradan bir yıl geçti… Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile,
>>kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle
>>uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. “Sen, buraya ne yüzle
>>geliyorsun” diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. “Lütfen, içeri girmeme
>>izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor.” dedi genç kadın. Kanepeye ilişti
>>ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: “Hiçbir şey göründüğü gibi
>>değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl
>>Amerika’daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik
>>ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte
>>ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden
>>sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte
>>Amerika’ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs
>>durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına
>>inanıyordu ama olmadı.
>>
>>Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu
>>vermemi istedi… “Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu
>>kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı
>>neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu
>>kutuda. İlk kağıtta, “Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem”
>>diyordu… Sırayla okudu; “Seni çok sevdim”, “Seni sevmekten hiç
>>vazgeçmedim”, “Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim.”
>>”Fakat benim için ölmeni istemedim” “Şimdi bana söz vermeni istiyorum.”
>>
>>”Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı” son kağıdı eline alırken, kutuda
>>bir anahtar olduğunu gördü kadın… Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:
>>”Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta
>>martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım….”

Haz 9

Yeryüzüne düşen ilk yağmur tanesi vardı avuçlarımda o gece… Hayallerim
gözümün önünde dans etti…Düşlerimdi gökyüzünden bana göz kırpan, yıldızlar
değil; yalnızlığımda…Oysa aşk iki kişilikti…

Çayım vardı; bir kupa elimde, diğer elimde ise o gece yeryüzüne düşen ilk
yağmur tanesi… Çiseleyen yağmur bile ürpertemedi bedenimi; hayalin gibi…
Bense yalnızdım; yokluğunda… Sadece yalnızdım işte bu aşkta, oysa aşk iki
kişilikti…

Denizin dalgalarımıydı azan; içimde ki volkanlar misali… Oysa içim
azdıkca, sustu dudaklarım… Ben sustum, bulutlar haykırdı isyanımı…
Şimşekler vardı yüreğimde ürkütücü!.. Korkutan… Sadece ben duydum, ben
hissetim içimdeki yalnızlığın sesini… Dudaklarım suskun, gözlerimde yaş…
Sen ise sadece yoktun!.. Sadece yok!!! Oysa ölümdü tek başına yaşanan, aşk
iki kişilikti…

Gökyüzü bir kızardı, bir kapkara oldu saçların gibi… Bak, o bile seni
hatırlattı bana, gözlerinin karası gibi… Gözlerin gibi öfkeliydi
yıldırımlar o gece… Yeryüzüne düşen ilk yağmur tanesiydi elimdeki, elimde
hayallerim bile yitmişti… Umutlarımdı yanımda olan nicedir, hayallerim ve
düşlerim… Ne zaman terk ettiler beni, hiç bilemedim… Sense sadece
yoktun, SADECE YOK!!!… Oysa, yalnızlıktı tek başına yaşanan, aşk iki
kişilikti…

Ellerimdeki yağmur tanesini bıraktım denize, özgürlüğüne kavuşsun diye…
Büyüdü, büyüdü deniz oldu… Sonra deniz büyüdü büyüdü okyanus oldu…
Okyanuslar geçilmez, dağları aşılmazdı ve kırılmış kalbim bir düşman gibi
seni andı… Sense sadece yoktun… Sadece yok!!!

Bıraktım kalan son hayallerimi de özgürce gökyüzüne… Özgürce döndüler önce
başımın üstünde sonra uçtular semaya… Bir öpücük kondurdum her birine,
kokumu sana taşısınlar diye… Duydun mu?

Sen ise sadece yoktun bu aşkta, sadece yok…Bense, iki kişilik yaşadım bu
aşkı, yorgun bir kambur gibi üzerimde, BİR BASIMA KATRAN GECELERDE!.. Senden
kalan son hatıraydı, yüreğimdeki AŞKIM; onu da semaya bıraktım… ÖZGÜRCE!
Geriye kalan sadece CAN kırıkları!..

HANİ, ÖLÜMDÜ BİR BAŞINA YAŞANAN, AŞK İKİ KİŞİLİKTİ???

Haz 9

SERSERİME

Elime son kez aldim kagit kalemi,
Bu sana son mektubum.
Postaci son bir kez haber getirecek
Benden sana.
Canim bilirim aldirmazsin hiçbirseye,
Ne sevgiye ne de hislere.
Simdi elimde bir sigara var,
Bugün çok içtim.
Bilirim kizacaksin, “Içme demistim” diyeceksin,
Ama ben yine ayni cevabi verecegim: Dertliyim.
Son kez bu kalp derdinle dolu.
Bu mektubumda
Seni ne kadar sevdigimi
Özledigimi yazmayacagim.
Artık degistim ben.
Senin umursamaz tavirlarindan biktim SERSERIM.
Takmıyorum artik ben de seni.
Hani bende bir resmin varya,
Arkadaşıma verdim SERSERIM.
Çok begenmis seni,
“Al senin olsun” dedim
Ama dikkat etmesini de söyledim,
Olur ya çikarsaniz “Boynuzlamasin seni” dedim.
Yüzünün seklini görmeni isterdim SERSERIM.
Bu mektup digerine benzemiyor degil mi?
Dün gece yiktin, öldürdün beni SERSERIM.
Dilindeki her hece bir kursun gibi saplandi yüregime.
Tüm gece kanadi durmadan,
Gözlerim doldu aglayamadim.
Yataklara düstüm ne zamandir.
Ama iyi oldu aslinda
Seni umursamiyorum artik,
Sen ne demistin SERSERIM.
“Üzülme!”
Üzülmüyorum zaten gülüyorum,
Bu acilarin getirdigi mutsuzlugu seviyorum.
Lanet olsun sana SERSERIM.
Bu kadar degersiz miydi sevgim?
Biliyorsun ben seni çok sevdim.
Bu sana son mektubum SERSERIM.
Yak istersen,istersen baskalarina okut.
yada evet
İçip içip agla,
Ama sunu bil ki bu sana son mektubum.
Bundan sonra hain yazar mezar tasinda
Bir ölüsün artik sen hatiralarimda….

SERSERIDEN CEVAP

Bugün hiç beklemedigim bir anda,
Mektubunu aldim GÜZELIM.
Son mektubum demissin, inanmam
Sen dayanamazsin bensizlige,
Erirsin,bitersin günden güne.
Bak ne diyorum GÜZELIM
Gönlün olsun,birkaç gün daha çikalim
Sevinirsin belki.
Hediye olur ya da bir elma sekeri.
Sen bensiz yapamazsin GÜZELIM.
Seni öptügüm o ilk ani hatirla,
Nasıl da çocuklar gibiydin,
Bayılacaksın diye korkmustum GÜZELIM.
Ben senin gibi neler geçirdim elimden,
Bilirim haberim yok sevmeden, sevilmeden.
Sen beni gerçekten sevdin mi GÜZELIM?
Sana bu mektubu meyhaneden yaziyorum,
Biraz önce birkaç çocuk dövdük GÜZELIM,
Onların serefine içiyoruz.
Bak GÜZELIM!Ben sana ne demistim hatirlamiyorum
“Üzülme” yazmissin
Sahiden dedim mi?
İçkiliyken herhalde, bilirsin.
“Yiktin” yazmissin
Sahiden yikildin mi?
Umursamazsın sanmistim
Takmazsın diye ummustum,
Ama madem beni umuttun,
Bu sana son sözüm olsun
Ben de seni sevdim haberin olsun GÜZELIM.

KIZIN ARKADASINDAN SERSERIYE

Seni tanimiyorum serseri,
Ama arkadasim seni çok sevdi.
“Son mektup” demisti dogru,
Hem o seni çoktan unuttu.
Seni çok begendim be serseri,
Belki seversin, belki de…
“Güzelim” demissin bizimkine,
Ben de seni zevkli bilirdim.
Ben ondan daha güzelim.
Bak serseri!
Ben seni ondan daha çok severim.
Telefon numarami yaziyorum,arkada,
Onu aradigin gibi beni de ara.
Ayrıca senin güzel gariplesti bu ara
“Kalbim agriyor” diyor,
Doktor bir teshis koyamiyor.
Aman canim o da bir baska,
Ağlasa da gülüyorum der etrafa
Sakin unutma beni ara.

SERSERIDEN ARKADASA

Bak kizim ben seni sevmedim daha en basta,
Ben güzelimi sevdim herseyden çok.
O bana “serserim” derdi canindan koparcasina,
Sen ise “serseri” diyorsun sokakta kalmisçasina.
Senin gibi arkadas olmaz olsun.
Güzelliğe gelince,kimse yarisamaz benim GÜZELIMLE.
Simdi birak bunlari “son mektup” derken yalan sanmistim
Daha beter içer oldum,
Her gece sarhosum.
Bir daha ki mektupta güzelimden bahset bana.
Simdi gerçekten mutlu mu?
Yoksa baskasini mi seviyor?
Hasta demistin,kalbinden mi hasta
Yoksa bu ask hastaligimi?
Benden baskasi ile…
Çabuk yaz arkadas
Herseyi arkadas, herseyi anlat bana.
Anladım ki yasayamam ben onsuz bu dünyada.

ARKADASTAN SERSERIYE

Afedersin serseri yanlis yapmisim ben,
O seni gerçekten çok sevmis.
Son nefesinde bile adini söyledi,
Yüreğim parçalandi,anlayamazsin.
SERSERIM” deyisini duysaydin gözleri kapanirken.
Askin öyle sarmis ki bedenini
Kaybedince, yasayamadi öldü iste.
Son mektunda ne yaptin?
İçip içip agliyor musun?
O simdi mezarinda huzurlu yatarken,
Yılanlara bile seni anlatir süphen olmasin.
Zaten mezar tasinda
“SENI SEVMISTIM SERSERIM”
Yazısını görünce anlarsin.
Belki bir umut vardi yasamasinda,
Ama senin de ciddi olmandi.
“Birkaç gün çikalim” demissin ona.
“Elma sakari olur” demissin.
İste o vurdu senin güzelini,
İndi zavallicigin yüregine.
Simdi mezarinda derin bir uykuda,
Sevgisi de sonsuzlasti onunla.
Aslında o hiç istemedi öldügünü bilmeni
Ama dayanamadim yazdim iste.
Simdi ne yaparsin,nasil yasarsin?
İçer misin, adam mi döversin?
Sen de onu sevmissin öyle yazmissin,
Öyleyse birak askiniz yasasin.
Serserinin odasındaki dipnot ;
Sana geliyorum GÜZELİM
Seni seviyorum GÜZELIM

May 3

Bir sevdiginiz insanla gecirdiginiz zaman ebedi degildir. Cok seversiniz,onsuz olmuyor dersiniz ve zor anda tek kalirsiniz ve sizi birakip gider. Akliniz kalir,kalbiniz kalir o insanda,ama size verdigi o aci sonra bir daha o insanin yüzüne bakmak istemezsiniz! Herseyin sonuna kadar gitcegini düsünmeyin, her ask sonsuz olsa güzel olur,ama ne yazikki öyle degil…..
bir genc kiz vardi ve hayatinda ilk defa ask kapisini acti.o kiz ilk defa sevmisti ve sevdigi ile cikmaya basladi.bazen güzel bazen acimasiz iliskiydi.sonunda ama acimasiz bitti hersey…
Iyi arkadastik,ayni sokakta yasiyor ayni okula gidiyorduk. Bizim mahalleye tasinmislardi ve sabah aksam onunla gecirdim zamanimi,ama daha neler olacagini bilmiyormusum megerse.beni hangi durumlara sokacagini bilmiyormusum.
birgün okul bittiginde ayni yoldan gidiyorduk ve konusmaya basladik.her seferinde konular uzuyordu.aslinda ben cok konusmazdim ama onu görünce birden degisiyordum ve anlamsiz seyler anlatiyodum …..her seferinde onun gözlerinin icine daliyodum ve cikamiyordum sanki biri büyü yapmis gibi
zaman gelirdi,onu okuldan eve kadar dinlerdim,arasira evet derdim…zaman gelirdi,herseyi anlatirdim o dinlerdi. zaman gelirdi gülüsürdük,sakalar yapardi ve zaman gelirdi arasira gicik derdi bende derdim sonra yine barisirdik ve devam gülüsürdük.
birgün yine beraber okul bittikden sonra yürürken gözlerime bakti ve beni sevdigini söyledi en büyük hayalim buydu ve sanki yeniden dogmus gibi oldum sanki dünya dönmüs gibi oldu ve sevincten birsey diyemedim bile …hersey cok güzeldi hergün bulusmaya basladik,annemlerden gizliyordum arkadaslarimin hepsi ona karsiydi ama kimse beni ilgilendirmiyodu ben sadece onun icin yasiyordum artik ve onu ölesiye seviyordum
her seyin basi güzel derler ve askin basi her seyden güzeldi. Herseyden cok sevdim onu,gözyaslarimi unuttum mutluluktan ve annemler bile taniyamadi daha.Kizim neyin var dediler,üstündeki bu mutluluk ne dediler. Birsey diyemedim ve arkadaslarima her zaman onu korudum,arkadaslarim olmaz dedi ben olur dedim…dünyanin sonuna kadar onunla giderdim,hayatimin sonuna kadar onunla olmak istedim. Inanamadim ilk askin bu kadar güzel ask olacagina.
birden bire hersey degisti benden cok seyler bekliyordu bütün arkadaslarimi onun icin birakmami istiyordu beni sadece kendisine istiyordu bunu ilk zaman yapamadim arkadaslarimi nasil satiyim diye düsünüyordum ve yaslar dökülüyordu gözlerimden anlamiyordum onu insan sevdigini bu kadar üzermi?böyle birsey beklermi?diye. ama ben yinede onu birakamiyordum o yüzden arkadaslarimi terk ettim beni aradiklarinda zamanim yok dedim ve ondan sonra sadece onundum
arkadaslarimi sattim,anneme babama karsi suskun oldum. Sevmek icin,gercek aski yasamak icin herseyi göze aldim. Aklimda kaldi arkadaslarim,her zaman derdim,bir insan icin arkadaslarimi satmam,bir insan icin arkadaslarimi unutmam. Ama anladimki bende yaptim bunu. Ama sorun bir niye yaptim?cok sevdim,ask beni kör etti… sagimi solumu göremedim,tek önüme baktim ve orda o vardi. O sevdigim erkek,ama bana cok zarar veren erkek.
Uyumadan önce en son düsüncem oydu ve sabah uyandigimda ilk düsüncem oydu! Anladimki ben bunsuz yapamam daha
günler gecti aylar gecti , arkadaslarimin bana dedigi zamanlar geldi,daha o da gülmedi bende gülmedim. Büyüklerimiz her zaman ne der bize,ama biz hic inanmayiz….ZAMANLAR DEGISIYOR, birden oldu bunlar birden bire gözüm acildi ve onun hariketlerini dikkat etmeye basladim ve ben ondan hicbirsey beklemiyordum cünkü onu üzmek istemiyodum ve sevdigi insanlardan ayirmak istemiyordum kendime hep sorardim peki o neden yapiyor bunlari?ona sordum tabi ama bana hep derdiki seni o kadar cok seviyorumki kiskaniyorum….bende basliyordum onu kiskanmaya ve hareketlerine dikkat edince o bana söylediklerini kendisi yapmiyordu.
Yaptiklarina dikkat ettim,dediklerini iyi düsündüm ve anladimki. Hep benden istiyordu herseyi,ailemle aram bozuldu,arkadaslarim beni unuttu ve koskocaman dünyada tek bir insanla kaldim. Ama yavas yavas süphelenmeye basladim,bu insan benim iyiligimi mi istiyor ya da benim halimi düsünmeden benden herseyi yapmami mi bekliyor?
benim istediklerimin yarisini yapmadi ve ben cok üzülmeye basladim. o kadardir görmedigim gözyaslarimi son zamanlar her gün görmeye basladim. Hayatim gittikce kötüye gitti ve ona duydugum ask gittikce söndü.Ama söndü dersem yanlis olur,cünkü onu cok seviyordum,ama beni cok zorladi ve benim dünyami kisitladi…
kendi tabiki hayatini devam yasadi,ben birsey desem tamam dedi,ve yapmadi.. simdi bana desenize,bu beni sevdi ve kiskandi mi yoksa adam yerine mi koymadi?
halim cok perisandi hergün hickira hickira agliyordum kimse bilmezdi benim derdimi benim yasadiklarimi sanki hersey hayatimdan alinmis gibiydi ama ben yinede ondan vazgecemiyordum onu cok kiskaniyordum gece gündüz disardaydi ve bana önem vermiyordu duygularimi düsüncelerimi dinlemiyordu ama yinede yasaklamaya devam ediyordu herseyi bana ben biliyordum onunla ömür boyu dayanamazdim diye ama yinede vazgecemiyordum, kafam patlicak gibi oluyordu sadece onu düsünüyordum bizi düsünüyordum o beni haketmiyor diyordum kendime ama yinede birakamiyordum belki en büyük problem bendeydi benim gercek yüzümü ilk basta görmedi ve sonradan görmek istemedigi icin herseyden vazgecmemi istedi biliyorum bunun iyi hayirli bir sonu yok bitmesi gerekti artik böyle yasamak istemiyordum gülmek istiyordum eglenmek istiyordum diyorum kendime sürekli ama o kadar zordu ki ayrilmak korkuyordum cok aci cekerim diye korkuyordum o baska kizla cikarsa nolur diye o yüzden katlanmaya calisiyodum o canimi alana kadar…

Aklima gelmezdi onun baska kizla beraber olmasi. Aklima gelmezdi onun kalbi baska kizin olmasi. Aklima gelmezdi gün icinde belki bir kere beni düsündügü. Bekledim,belki durumumu anlar dedim,belki canimi acitmaz dedim. Ama bekledikce CAnimi aldi. Kendi kendime hayal kurdum,ben onsuzda yaparim dedim,bu dünyada tek erkek o degil dedim. Ama aklimdan geceni kalbim inanmiyordu. Kalbim diyordu her zaman, o senin ilk askin ve onu cok seviyorsun. Ama kalbim bilmiyorduki,gözümden akan yaslar sirf onun icindi.
Anladim bu isin bitecegini ve kendimi toparlamaya calistim,eski hayatimi yine kurmaya calistim. Ailemle arkadaslarimla eglenmeye ve iletisim kurmaya calistim. Ve zamanla hersey olmaya basladi. Ama ailemle ve arkadasimla oldukca, o yine beni zorluyordu. Ama en sonunda dedimki, sen beni bu dünyada tek birak,dönüp yüzüme bakma bile ve sen git eglen arkadaslarinla ve bu sözler sonun baslangiciydi…

sonunun baslangiciydi derken baslamasi ve bitmesi bir oldu bu iliskinin……hersey bitti ona derken yüzüme bile bakmadi ve gitti …..gitmesi beni en cok üzen seydi neden böyle yapiyordu diye düsünüyordum.halbuki onun bilmesi lazimdi onun icin cok seylerden vazgectigimi ama neden yinede benim icin savasmiyordu …o beni gercekten sevdi mi diye kendime hep soruyordum aslinda onun sevgisine inaniyordum ve hala inaniyorum ama bu tür hareketleriyle ne düsünücegimi bilmiyordum.beklerdim beni aramasini veya barisma teklifini yapmasini ama hicbir sey yapmiyordu onun gözünde o kadar degersiz miydim?ben onu geri istiyordum aslinda ama hersey icin cok gecti belki bunun iyi tarafida vardir diyerek hep olumlu yönden bakmaya calisiyordum zor olsa bile …
Sabah Aksam aklimdan cikmak bilmiyordu.ben bu kadar degersiz miydim?beni hic mi sevmemis miydi? bu dünyada beni sevenleri unutmusum ben.Beni Sevenleri kendimden soguttum,bu acimasiz aska verdim kendimi. Cok zaman gecti,kendime gelemedim.Kendimi toparlamam cok zaman aldi. Ama aklima geldi zamanlar oldu.Bazen kendime kiziyordum,bazen onu dövesim geliyordu,ama ask lafini aklimdan gecirmiyordum daha. Benim kalbimi param parca etmisti o ve onun artik yüzünü bile görmek istemiyordum. Arkadaslarimla ve ailemde daha fazla zaman gecirmeye basladim ve hersey eski haline döndü,ama herkes BENIM COK DEGISTIGIMI söylüyordu. cok rahat,düsünceli oldugumu ve artik karsinmdakini daha iyi anladigimi diyorlardi bana!!!
Onu görmek istemiyordum artik,beni hayal kirikligina ugratmisti sonucta. Hayatim artik anlamsizlasmaya baslamisti dedim kendime.yasama nedenim kalmamisti adeta.Kimsem yoktu artik,bana zor zamanimda güc vermeye,destek olmaya. Ama düsündükce,aklima birsey takiliyordu.Benim simdiye kadar yasadigim en kötü zamani o bana yasatmisti,hatta ölümü bile düsünmüstüm onun yüzünden. Ve anladimki benim onun arkasindan aglamam cok büyük bir yanlislik olurdu. Ben Erkeksiz de yasardim elbet,ailem yanimda ve arkadaslarim dünyada aklina sahip olabilecegin en iyi arkadaslardi. Tek üzüldügüm sey onu bosu bosuna sevmis olmamdi…
Bunca aski yasadim ve elime hic birsey gelmedi. Simdi söyleyin bi bana,bu ask güzel miydi yoksa acimasiz miydi? Ben biliyordum,istedikten sonra,ben herseyi basabilirdim ve bunu da basarirdim ben. koskocaman dünyada bu hayal kirikligini ben TEK atlattim…
burda hikaye bitti…..bir genc kizin aci hikayesi.genc kiz ölesiye seviyordu ve herseyden vazgecmisti ama yinede mutlu olamadi hayalleri yikildi ve en önemlisi yasamaktan vazgecmek istiyordu…..ama sonunda o yinede aklini kullanmak istedi ve allaha karsi gelmek istemedi o yüzden savasmaya basladi ve bilirsiniz bu sözü her istedigine ulasirsin yeterki ona emek ver ve savas.o genc kiz cok savasti ve sonunda KENDI hayatini geri aldi!!

May 3

Hüseyin ağa, Gökçe kızı kendisinin vurmadığını

Ahmet’in kızını bilerek vurduğunu, tuttuğu yalan-

cı şahitlerle , delikanlının üzerine yıkar, Ahmet

“silahta ağanın parmak izi var !”diye mahkemede

kendini savunsa da, kurnaz Hüseyin ağa, tabanca-

daki parmak izlerini siler ve silahı da, samanlıkta

bir çukur kazarak, bir beze sarıp , çukura yerleş-

tirir, üzerini örter, zavallı Ahmet, şahitlerin ağız

birliği etmişçesine, “Ahmet kızı Hüseyin ağadan

istedi, ağa da işi olmayan adama ben kız vermem”

!” “dedi..Ahmet te, kızı öldürmek kastiyle ateş etti

hakim bey !” diye ifade verneleri üzerine , kızı

kasten öldürmek için ateş etti diye …..yıl hapis

cezası verdiler.

* * * *
Gökçe kız, suçsuz yere Ahmet’in hapis yatmasında

kendisinin suçu olduğuna inanarak, düşüne düşüne

ince hastalığa yakalanır, zaten ciğerleri zayıf olan

kız, yatağa düşer…Hüseyin ağa, vicdan azabı ile

kıvranır, ama hapishaneye düşme korkusundan

gidip gerçekleri savcıya anlatmaz.

Ahmet’e gelince, hapishanede çileli bir hayat

başlamıştır onun için…Boncuk aldıtarak, cüzdan

çanta yapmayı öğrenir, Gardiyanlarla iyi geçindiği

için, yolunu da bulur…Ama, Gökçe kızdan bir

haber alamadığı için, kaçmaya karar verir,Bir gün

sancılandı numarası yaparak, elleri kelepçeli

iki jandarmanın arasında ceza evi arabasına biner

hastaneye gitmek üzere yola çıkar araba.

Issız ve ormanlık bir yoldan geçmektedir araba.

jandarmaları lafa tutarak, dikkatlerini dağıtır ve

arabadan aşağı atlar Ahmet…Hızla ormana dalar

Şoför, arkada neler olduğunu fark etmez.

iki jandarma da aşağı atlar, ve şoföre

“Mahkumu kaçırdık ! Kumandan bey sorarsa

firar ettiğini söylersin …Biz, kaçağı aramaya

çıkacağız.

* * * *

Ertesi gün, çıkan gazetelerin baş sayfalarında

iri puntolu harflerle yazılmış, şu haber dikkati

çeker

Dün , öğleden sonra, saat üç sularında ….köyün

den……adlı mahkum, muayene olmak için

hastaneye götürülürken, jandarmaların dalgın-

lığından da faydalanarak firar etmiştir, aşağıda

eşgali verilen 1.8O boyunda, yüzünde şark çıbanı

olan, siyah saçlı, ….gözlü hükümlüyü görenlerin

en yakın karakola haber vermleri rica olunur

* * * *

Hüseyin ağa, Ahmet’in hapishaneden kaçtığını

öğrenmiş, ölüm korkusu içine oturmuştu…Adamla-

rına durmadan talimat veriyordu. Dış kapıyı açık

tutmayın, gözünüzü dört açın…Ahmet, denen şaki

iyi nişancıdır…Gökçe gelin, ateşler içinde yatıyordu

Sık sık nöbet geliyordu…Sayıklıyordu

“Ahmet ! Tez gel …! Ölmeden, seni bir daha

görüyüm…Ahmeet !”

Çatıların üstüne keskin nişancı adamlar

yerleştirmişti ağa…Ahmet, gecenin olmasını

bekledi…O gece, ay da şansından daha doğmamıştı

Eve yaklaşmasını kolaylaştırdı bu…Silah mecbur

kalmadıkça kullanmayacaktı. Hüseyin ağa,

korkusundan yastığın altına tabancasını koymuştu.

Keziban, “Ahmet ‘i yaktın ben de seni yakacağım !”

dedi..Uyumasını bekledi, o gün ayran istemişti,

Ayranın içine uyku hapı koydu. Biraz sonra

Hüseyin ağa sızmıştı. Yastığın altında duran

tabancayı aldı, ve şakağına dayayarak, tetiği

çekti…Hüseyin ağa, nin şakağından giren kurşun

koca gövdesini devirmişti, koyu bir kan sızıyordu

Tabancanın namlusunda bulunan son iki kurşunu

da, kendini vurmak için ayırmıştı

“Allah’ım günahlarımı affet !” dedi tetiğe bastı

Gökçe kız, sarsıldı, sonra hareketsiz kaldı, ağzından

kan yürüdü…

Mar 17

Sabah uyandiginda midesinde bir yanma hissetti.Yanmanin nedeni aksam yedikleri degil, uyanir uyanma bugün yapacaklarinin aklina gelmesiydi.Bugün 2 yildir götürmeye çalistigi bir birlikteligi bitirecekti.
Aslinda bunu yapmakta geç bile kalmisti. ‘Bitmeli dedi içinden, her gün bu tatsiz uyanis bitmeli.’ Genç adam bunlari düsünürken surati sekilden sekile giriyordu.Süratle giyinerek disari çikti. Bugüne kadar hiç bekletmemisti onu, simdi de bekletmemeliydi.Istanbul, soguk ve yagmurlu bir Nisan ayi yasiyordu.
Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi; ‘Bulutlar bizim yasayacaklarimizi biliyor. Onlar bile agliyor
halimize…’BULUSMA VAKTI…

Artik Kadiköy iskelesindeydi. Birkaç dakikalik beklemeden
sonra karsidan kiz arkadasinin geldigini gördü. Simdi midesindeki
agri daha da artmisti.
Besiktas’a geçtiler. Yolculuk sirasinda hiç konusmadilar.
Genç kiz, sevgilisinin bu durgunluguna anlam verememisti.
Nereden bilecekti bugün ayrilik çanlarinin çalacagini…
Besiktas’a geldiklerinde bir cafede oturdular. Genç
kiz anlamisti sevgilisinin kendisine bir sey söylemek istedigini.
‘Bana birsey mi söylemek istiyorsun’ diye sordu. Genç adam,
gözlerini
kaçirarak ‘Evet’ dedi. Genç kiz heyecanlanmisti, biraz da
sinirlenerek ‘Söylesene, ne diye bekliyorsun’ dedi. Genç adam
içini çektikten sonra ‘Sence biz nereye kadar gidecegiz?’ diye sordu. Genç kiz,
‘Bunu
sorma geregini
niye duydun?’ diye yanit verdi. Genç adam söze basladi…
”Birkaçay önce aksam 23:00 civarinda sana telefon açip senin
için yazdigim siiri okumak istemistim. Sen bana ‘Sirasi mi simdi canim yaa, isin gücün yok mu?’ demistin. Biliyormusun o an nakavt olan
bir
boksör gibi hissettim kendimi. Özür dileyip
telefonu kapatmistim. Daha sonra da bu siiri benden hiç
istememistin.
Geçenlerde hasta olup yataklara düstügümde arkadaslarimla birlikte sen de gelmis, Meral’in ‘Sen sanslisin, sevgilin sana bakar’ sözüne ‘Isim yok da sana mi bakacagim, annen baksin’ demistin. Hatirladin mi?”

DUYGUSALLIGI SEVMEM…
Genç kiz, ‘Biliyorsun ben duygusalligi sevmiyorum. Hem hasta
bakici
gibi göründügümü de kimse söyleyemez’ diye yanitladi. Genç adamgüldü,
‘Evet canim haklisin. Zaten olmak istesen de bu kalbi
tasidigin sürece hasta bakici, hemsire falan olamazsin.’ Genç adam
devam etti…
‘Bana simdiye kadar kaç kere sabahin erken saatlerinde
güzel sözcüklerden olusan bir mesaj çektin? Hiç… Hatta günün
hiçbir
saatinde çekmedin. Duygusalligi sevmeyebilirsin. Ama sen seni seven insanlari da
mutlu
etmeyi sevmiyorsun. Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok
insanlari mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanidigimdan
beri her sabah, her aksam, her gece yani seni andigim her saat
tatli
bir mesajim vardi senin için biliyor musun? Seninle ben AKLA KARA gibiyiz.’
Genç kiz anlamisti, ‘Yani ne istiyorsun benden sair olmaz mi?’
Genç
adam tekrar gülümsedi içinden. Dün gece verdigi ayrilik kararinin ne
kadar dogru oldugunu düsündü. ‘Hayir’ dedi, ‘Sair olmani
istemiyorum. Olamazsin da…
BIZ AYRILMALIYIZ. Ayrilirsak ikimiz için de en hayirlisi olacak.’

Genç kiz sasirmisti, ‘Neden ama? Ben seni seviyorum.
Senin de beni sevdigini saniyordum.’ Genç adam iç çekerek ‘Hayir
canim, sen beni sevdigini saniyorsun. Eger beni sevseydin simdi
baska seyler konusuyor olurduk’ dedi. Genç kizin gözleri yasarmisti.
Genç adam cebinden çikarttigi mendili uzatti, genç kiz gözyaslarini
silerek ‘Sen bilirsin, umarim beni bir baskasi için birakmiyorsundur…’
dedi.
Genç adam ‘Nasil böyle bir sey düsünürsün, senden baska kimse
olmadi ve uzun zaman da olacagini sanmiyorum’ yanitini verdi.
Genç adam ve genç kiz iki sevgili olarak oturduklari
masada artik iki yabanciydilar. Birkaç dakika
sessizce oturduktan sonra Genç kiz,
‘Kalkalim istersen’ dedi. Genç adam ‘Ben biraz daha burada
kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin’ diye yanitladi.
Genç kiz ‘Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim’
diyerek elini uzatti. Genç kizin sesi ve eli titriyordu. Genç
adam, ‘Istersen arkadas kalabiliriz’ dedi ve birbirlerine son kez
sarildilar. “BEN DOGRU YAPTIM…”
Genç adam dogru yaptigina inaniyordu. Eve döndügünde
yürümekten bitap bir haldeydi. Odasina girdi. Gece bitmek
biliyordu.
Sabah erken kalkip ise gidecekti, uyumaliydi. Birkaç saat sonra uykuya dalmayi basardi. Sabah 7′de saatin ziliyle uyandi. Evden çikacagi zaman cep telefonuna bakti, mesaj ve 10 cevapsiz arama vardi. Yorgun oldugu için duymamisti telefonun sesini. Aramalar ve mesaj
sevgilisindendi.
Heyecanla mesaji açti, sunlar yaziyordu:
SADECE ONLARI SEVMEYI SEVDIM,
HEPSINI ONLARSIZ YASADIM DA,
BIR SENI SENSIZ YASAYAMIYORUM,
BU ASKI TEK KALPTE TASIYAMIYORUM,
SANA YEMIN GÜZEL GÖZLÜM, BIR TEK SENI SEVDIM,
VE SENI SEVEREK ÖLECEGIM, ELVEDA BIRTANEM…
Genç adam sasirmisti. Onu tanidigi günden beri ilk defa siir
aliyordu ve üstelik sabahin besinde yazmisti. Heyecanla onu aradi,
telefonu yabanci bir ses açti. Genç adam ”Nalan’la görüsebilir
miyim?” dedi.

Ama karsisindaki agliyordu, hiçkira hiçkira hemde…
‘Ben onun annesiyim yavrum, kizim bu sabah intihar etti. Gece sabaha kadar birilerini arayip durdu. Sabah odasinin isigini sönmemis görünce girdim. Yavrum kendini asmisti….’

YIGILIP KALDI…
Genç adam beyninden vurulmusa döndü. Bir gün önceki
mide agrisinin iki katini çekiyordu simdi. Oldugu yerde yigilip
kaldi… Birkaç ay sonra iki doktor konusuyordu hastanede.
Doktarlardan biri digerine karsidaki hastanin durumunu soruyordu.
Doktor yanit verdi…

‘Haaa o mu? Üç ay önce getirdiler. Kendisi yüzünden bir kiz
intihar etmis. O günden sonra cep telefonunu elinden hiç birakmamis.
Devamli bir seyler yazip birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim.
O uyurken gönderdigi numarayi aradim. Numara 3 ay önce iptal
edilmis. Gelen mesajlarda bir siir var. Bu adam duygusal mi bilmem ama benim
anladigim
kadariyla siiri yazan çok duygusal biriymis…
“BAZEN
BIR KALBIN, IÇINDE NELER SAKLADIGINI ÖGRENDIGINIZDE
HERSEY IÇIN ÇOK GEÇ OLABILIR…” O YÜZDEN SEVGİNİN VE SEVGİLİNİZİN DEĞERİNİ BİLİN…

Mar 14
iLK Gece..
icon1 Siyah | icon2 Aşk Hikayeleri | icon4 03 14th, 2008| icon3No Comments »

Ege’ de bir efsane vardir; ” Hilal’ in gozuktugu ilk gece, yildizlarin
altinda denize dileginizi iletirseniz, deniz size mutlaka geri doner ve
dileginizi yerine getirir… ”

Gulay, iskelenin ucuna dogru yurumeye basladi. Gunes, batmaya hazirlaniyordu
ve deniz oldukca dalgaliydi. Dalgalar zaman zaman iskeleyi asip, ayak
bileklerini islatiyordu. Yavas ve donuk gozlerle, iskelenin ucuna kadar
yurudu ve durdu. Yavas hareketlerle oturarak ayaklarini denize birakti.
Bacaklari islaniyor, arada bir gelen dalgalarla da baldirlarina kadar
islaniyordu. Gozlerini kisarak ufuga bakti. Turuncu ve kirmizinin
karisimindan olusan karisim, hafif hafif karanlik maviye karisiyor ve
bulutlarin arasindan karsidaki adalar gozukuyordu. Gokyuzunde bulutlar
simetrik bir sekilde duruyorlar ve cok hafif bir sekilde ilerliyorlardi.

Gulay bir Istanbul cocuguydu. Genc yasta asık olmus, okudugu universiteyi
sevdigi adamla evlenmek icin birakmisti. Cok kisa bir zamanda hazirliklarini
tamamlamislar ve sade bir dugunle evlenmislerdi.

Evliliklerinde, kimsenin cozemedigi bir mutluluk sirri vardi. Onlar hic
tartismaz, kavga etmez ve daima iyi gecinirlerdi. Herkes bunu kotuye yorsa
bile, onlar boylesine mutlu ve huzurlu iki sene gecirmisler, ikibin sene
daha gecirmeye yetecek kadar da yanlarinda sevgi biriktirmislerdi. Mutluluk
sirlari esinin trafik kazasinda hayatini kaybetmesiyle son buldu. Gulay,
adeta yikilmis ve erimisti. Kazadan aylar sonra bile halen esinin eve
donecegini dusunur, her aksam onu karsilamak icin en guzel kiyafetlerini
giyerdi. Gece oldugu halde halen esi eve gelmeyince, sinir krizleri gecirir,
aglayarak sabahi bulurdu. Ailesi bir sure sonra Gulay’ i yanina almisti.
Daha sonralari iyice icine kapanan genc kadin, zamanla insanlarla konusmayi
bile birakmis ve sadece dalgin dalgin dusunur olmustu. Boyle zor gecen 1
senenin ardindan Gulay psikolojik tedavi gormeye baslamis ve ilaclarla
yasamaya alismisti. Ilaclar onu bol bol uyutuyordu. Uyandigi zamanlarda
karnini doyuruyor, esine mektuplar yaziyor ve aksamlari erken saatlerde
tekrar uykuya daliyordu. Bir sure sonra uyku ilaclarinin muptelasi olan genc
kadin, doktor tavsiyesiyle, ailesi ile birlikte Canakkale’ ye tasindi.
Evleri Canakkale yolu uzerinde bir koyun biraz uzagindaydi. Evlerinin hemen
arkasinda yukselen yuksek daglar agaclarla kapliydi. Evlerinin hemen onunde
ufak bir bahceleri ve deniz balkonlari vardi. Bahcenin onunde taslikla kapli
bir sahil ve hemen ilerisinde deniz vardi. Gulay denize girmeyi cok
sevmesine ragmen, buraya tasindiklarindan beri hic denize girmemisti.
Gunduzleri bahcedeki cicekler ve agaclar ile ugrasiyor, ailesinin
sohbetlerini dinliyor ve aksamlari deniz balkonlarinda esine mektuplar
yaziyordu.

Ayaklarina gelen suyun soguklugu ile irkildi. Hava iyice kararmaya yuz
tutmus ve az onceki o guzel renk karisimi, yerini sise birakmisti. Deniz
biraz daha durgunlasmis ve dalgalar yerini ufak cirpintilara birakmisti.
Burada her insan mutlulugu tadabilirdi cunku doganin guzelliklerini her saat
gorebilirdiniz. Sabahlari adeta bir havuz gibi sakin olan denizde yuruyerek
bile baliklari seyredebilir, aksamlari cikan ruzgarlar ile ruhunuzun en
derinliklerinde yolculuklara cikabilirdiniz. Fakat bunlar genc kadini mutlu
etmeye yetmiyordu. O, esinin olumuyle birlikte sanki bir yarisinida
kaybetmisti. Gordugu her guzelligi ve tadina baktigi her mutlulugu onunla
paylasmadigi surece, ne anlami vardi bu guzelliklerin ? Ici her zamanki
gibi, kara bulutlarla kaplanmisti. Ufukta gorebildigi son noktayi secmeye
calisiyor ve amansiz bir sekilde icinin yandigini hissediyordu. Bu acimasiz
olay neden onun basina gelmisti ? Devamli mutlulugunun neden ve kimin
tarafindan kiskanilip, yok edildigini dusunuyor fakat bir turlu
dusuncelerini bir yere baglayamiyordu. Esini her dusunusunde, ona bir daha
dokunamayacagini, bir daha opemeyecegini ve bir daha asla onun kokusunu
koklayamayacagini farkediyor ve bu dusunce yuregini sıkıyordu. Kurtulmak
icin cirpinsa bile kurtulamiyor, cevresinde ki herseyin bir caresizlik
cemberiyle sarildigini hissediyordu. Her gece uyurken, ruyasinda esi ile
bulusacagini dusunuyor ve bu dusunce onun karanliklarinda, sicak ve parlak
bir isik olusturuyordu. Bu umitle uykuya daliyor, fakat bir turlu esini
ruyasinda goremiyordu.

Ruyasinda onu gorebilmek icin bir cok yol denemis fakat hic birinde basarili
olamamisti. Bu onu gitgide dahada ruhunun derinliklerine goturuyor,
saatlerce bos bos dusunmekten baska birsey yapmiyordu. Ailesi bu duruma cok
fazla uzuluyor, biricik kizlarinin tekrar eski haline gelmesi icin
ellerinden geleni yapiyorlardi. Lakin hic biri genc kadinin yuzunu
guldurmuyordu, o sanki intihar etmeyi gururuna yediremediginden dolayi
sadece yasamini surduren biri haline gelmisti. Bu durumdan nasil ve ne zaman
cikacagini hic kimse bilmiyor fakat bunun boyle surup gidemeyecegini tahmin
ediyorlardi. Buraya geldiklerinden beri ilaclarini da kullanmiyordu. Ailesi,
onu ilac kullandigi zamanlardan daha iyi goruyordu. Cunku kizlari ilac
kullanirken devamli uyuyor, soylenen hic birseyi anlamiyor ve daima hasta
gibi oluyordu. Oysa simdi, sabah erken kalkiyor, bahceyle ugrasiyor, deniz
kenarinda oturuyor ve alisagelmis mektuplarini yaziyordu. Onlar icin bu
bile, oldukca iyi bir gelismeydi.

Gulay iskeleden kalkti ve eve dogru yurumeye basladi. Sahilde ki taslardan
dolayi duzgun yuruyemiyor ve yalpaliyordu. Cocuklugundan beri buraya gelip
gittiklerinden, denize dair olan tum hikayeleri bilirdi. Yarin ay hilal
seklini alacakti ve genc kadin bir dilek dileyecekti. Eve ulastiginda aksam
yemegi hazirlanmisti. Sessiz bir sekilde yemegini yedi ve odasina cekildi.
Yarin icin ici umutla dolmustu. Kimbilir belki gercekten deniz ona geri
doner ve istegini yerine getirirdi. Bu dusuncelerin verdigi garip bir
huzurla uykuya daldi.

Sabah uyandiginda henuz gunes yeni doguyordu. Uzun zamandir yaptigi gevsek
hareketlerin tersine, buyuk bir ceviklikle yatagindan sicradi. Uzerini
degistirip yatagini ve odasini topladi. Kahvaltisini yaptiktan sonra her
zamanki gibi bahcedeki ciceklerle ilgilenmeye basladi. Ciceklerin hepsi
bugun daha bir canliydilar. Gulumsemeyi unutan yuzu ile onlara gulumsedi ve
her biriyle tek tek ilgilenmeye basladi. Diplerini temizliyor, sularini
veriyor ve hepsine birer opucuk konduruyordu. Gulay’ i balkondan izleyen
annesi ve babasi birbirlerine sarildilar. Onu boyle gormek onlari cok mutlu
etmisti. Aksama dogru genc kadin deniz balkonuna gitti ve buyuk bir
titizlikle kagidi onune yerlestirip, kalemini cantasindan cikardi. Yazacagi
her kelimeyi ozenle secmeliydi. Dusuncelerini netlestirdi ve yazisina
basladi ;

” Sevgili Deniz,

Bilirsin, cocuklugumdan beri devamli seninleyim. Tatil icin geldigimiz
zamanlarda saatlerce seninle dans eder, Istanbul’ a dondugumuzde devamli
seni izlerdim. Sen kimi zaman durgun, kimi zaman neseli olurdun. Hep bunu
cozmeye calistim ve artik cozdugumu saniyorum. Sanirim sen aya asIksin
deniz. Ne zaman ay ciksa, onun isIklarini alip, binlerce yakutmus gibi
yansitiyorsun. Ruzgar ile konusuyor, kiyi ile oyunlar oynuyorsun. Aksamlari
kimseye icini gostermiyor, adeta icine bakmaya calisan olursa, sendeki aski
goreceklermis gibi kendini sakliyorsun. Fakat sabahlari ayin yerini gunese
birakmasiyla birlikte durgunlasiyor, kendini unutuyorsun. Aksama kadar boyle
zaman gecirip, aksam kendini aya hazirliyorsun. Kimi zamanlar ruzgar
siddetleniyor ve bulutlar ayi kapatiyor. Boyle zamanlarda, sevdigini
goremedigin icin oldukca sinirleniyor ve icinde ne bulursan darmadagin
ediyorsun. Ben senin ofkeni kiyilara vurdugun tekmelerden bile anliyorum
denizim. Inan bana, belki de seni benden iyi anlayacak kimse yoktur…

Soyle bana denizim, bir gun ayin hic bir zaman dogmayacagini anlasan ne
yapardin ? Bir daha hic yakamozlar olusturamayacagini, onunla olan
sevginizin icinde olmasina ragmen onu asla goremeyecegini bilsen ne dusunur,
ne hissederdin ? Eminim ki ofkeyle buralari yikardin ve bir daha hic yuzun
gulmezdi. Iste sevdigini kaybetmek boyle birsey denizim. Sen ayini asla
kaybetmeyeceksin ama ben gunesimi kaybettim. Onu her dusundugumde icim
agliyor, yasam duruyor. Hic bir sey yapmak istemiyorum. Bedenimi yirtmak ve
gokyuzune yukselmek, her neredeyse onu bulmak istiyorum. Lakin hic bir
sekilde onu tekrar goremiyor ve ona tekrar sarilamiyorum. Anlattiklarimi her
gun az cok gozlerimden anladigini farzediyorum. Bu yuzden sana yazmaya ve
senden yardim istemeye karar verdim denizim. Hilal’ in gorundugu ve senin en
sevincli oldugun bugun senden bir dilegim olacak. Beni sevdigime kavustur
denizim. Bir defaligina bile olsa onu gormek istiyorum. Beni aydinlatan,
nesemi yerine getiren ve zamanla hayatimin anlami olmus o gulumseyisini
gormek istiyorum. Artik buralarda daha fazla onsuz kalmak istemiyorum. Ne
olur denizim, beni onunla bulustur. Onu gormeme ve bir defacik dahi olsa
sarilmama araci ol. Beni anlayacagini umud ediyor ve bana dilegim ile ilgili
geri donmeni bekliyorum.. ”

Gulay, mektubunu dikkatle katladi ve gogsune yerlestirdi. Aksam yemegini
yedikten sonra iskeleye cikarak bir sure karanlikta hic bir isigin meydana
getiremeyecegi o guzel yakamozu izledi. Ardindan yasli gozlerle dilegini
denize birakti ve gozlerini kapatti. Sanki deniz dilegini hemen yerine
getirecek gibi hissediyordu. Sanki gozlerini acsa, sevdigini karsisinda
gorecek ve bu dogaustu olaya deniz neden olacakti. Yavasca gozlerini acti
ama sevdigini goremedi. Gozlerinden bir kac damla yas, denize damladi. Genc
kadin buyuk bir huzunle yuruyerek evine gitti ve kimsenin yuzune dahi
bakmadan odasina kapandi. Agladi, agladi, agladi.. Hayat, yasanilabilecek
bir olgu olmaktan cikmis ve adeta bir cileye donusmustu. Buna daha fazla
sabredemiyordu. Fakat aksi yondede yapabilecek hic birseyi yoktu. Kalbi
daraliyor ve nefes almasi zorlasiyordu. Derin derin nefes alarak kendine
gelmeye calisti fakat her nefes alisinda gogsu sizliyor adeta nefes alirken
bedeni yirtiniyordu. Hiriltilar cikarmaya basladi. Hizli hizli oksurdu ve
bir sure sonra kendine geldi. Oldukca halsiz kalmisti, yatagina uzandi
gozlerini kapatti.

Gece uykusunda bir ruzgar hissetti. Galiba balkon kapisini acik unutmustu.
Ama kalkip kapatabilecek hali de yoktu. Ruzgar ayaklarindan beline dogru
ilerledi ve gogsunden basina kadar inanilmaz bir yumusaklikla esip gitti.
Gulay, ruzgar ile birlikte muhtesem bir huzur duygusuna sarinmisti.
Gozlerini acti. Gorduklerine inanamayip, gozlerini tekrar kapatip acti.
Denizin ortasindaydi. Sahilden bir hayli uzakta olmasina ragmen evlerini zar
zor gorebiliyordu. Denizde yuruyebiliyor ve kosabiliyordu. Buyuk bir
sevincle ordan oraya kosup durdu, kendince ruyasinin tadini cikartiyordu. ”
Gulay… ” Duydugu sesle irkildi. Ses tam arkasindan geliyordu ve yillardir
hasret kaldigi bir sesti. Hizla arkasini dondu. Kocasi yuzunde o bilindik
gulumsemesiyle kendisine bakiyordu. Hic birsey diyemeden, hasretle kocasina
sarildi. Iste dilegi gercek olmustu, onca zamandir basaramadigi seyi deniz
basarmisti. Kocasinin kollarindan ayrilmadan tum gucuyle onu sIkti. Kokusunu
oylesine ozlemisti ki, yillarca boyle durabilirdi. ” Ah seni oyle ozledim,
oyle bekledim ki.. ” Esi yanit vermeden onun yuzune bakti. Gozlerinde hafif
bir keder vardi. Genc kadin, gayet iyi tanidigi kocasinin yuzundeki
gulumsemesinin ardina saklanmis, gozlerindeki kederi hemen farketmis ve
onunda yillardir kendisini ozledigini dusunmustu. Onu gormenin verdigi
sevincle hic birsey dusunemiyordu. Kocasina tekrar sarildi, onu tekrar
kokladi. Hic uyanmak istemiyor, kalan tum yasami boyunca bu ruyanin devam
etmesini istiyordu. Yillarin verdigi ozlem ve hasretle saatlerce konustular.
Birbirlerini ne kadar ozlediklerini, birisinin olmadigi yasamda digerinin
eksIkliginin nasil hissedildigini anlatip durdular. Her ikiside heyecanli ve
sevincliydi. Bir o kadarda huzunluyduler. Genc kadin gunes ufuktan yavas
yavas dogarken, gozlerini bakmaya doyamadigi kocasindan alarak denize
cevirdi ve aglamaya basladi. Kocasi ” Aglama.. ” dedi. Aglamamasi
imkansizdi, birazdan uyanacak ve bu guzel gece sona erecekti. Bir ay boyunca
yine kocasina hasret kalacakti. Ona hizli hizli yine mektup yazacagini, hic
durmayacagini, her ay hilali sabirsizlikla bekleyecegini soyledi. Kocasi
elleriyle karisinin agzini kapatti. Gozlerinde garip bir bakis vardi. Gulay’
i optu. ” Gitme desem de, gideceksin, fakat doneceginde unutma, burada seni
bekliyor olacagim.. ” dedi. Gunes dogmustu, gulay artik uyanmasi gerektigini
ve uyanmazsa ailesinin endiseleneceginden, onu zorla uyandiracaklarindan, bu
guzel ruyanin sarsintilarla bitmesini istemediginden bahsetti. Ona son defa
sarilarak, denizin uzerinden yurumeye basladi. Evine dogru yaklastikca
yuregi sizliyordu. Ara ara arkasina bakiyor ve kocasinin orada bekledigini
gormek icine tarifi imkansiz bir huzur veriyordu. Gozyaslari icerisinde
sahile cikti ve evlerinin onundeki kalabaligi farketti. Biraz daha
yaklasinca, kulaklari annesinin feryatlariyla cinladi..

Mar 11

Tam tamına 17,5 yaşındaydım o gün. Bütün eğitim hayatımı adadığım ve sonunda başardığım üniversitemin bahçesinde onunla konuşup bir ilişkinin temellerini atmak üzereyken küçük bir çocuktum. Günü birlik ilişkilerde, geçici flörtlerden hoşlanmadığımı belirtecek kadarda büyük. Üniversite hayatinin başlangıcı bu muhteşem birlikteliğinde başlangıcı oldu. Günler büyük bir hızla geçiyor ve her gecen gün aşkımızda ayni hızla büyüyordu.

Önce toplumdan, sonra da okulumuzdan soyutladık kendimizi. Her anımızı baş başa geçirmekten, İstanbulun keşfedilmemiş yerlerin gezmekten büyük keyif alıyorduk. Onun dinine çok bağlı olması, benim bugüne kadar bilmediğim görmediğim şeyleri yapıyor olması hoşuma gidiyor, ben de her gün yeni şeyler öğreniyordum.

Bu aşk romanlarından fırlamış mutlu günler daha doğrusu seneler 4 yıl sürdü. Kesintisiz 4 yıl. Bu arada o benim aileme, bende onun ailesine girmiştik. Evleneceğimiz günler sayiliydi.

       5. yılımıza girdiğimiz ilk günlerinde her şey alt üst oldu hayatımda. Senelerdir görmediğim bir arkadaşımı ziyarete gittim ve aşık oldum. Hayatımızda başka insanlar olmasına rağmen bu garip duygusal çekim bizi yakaladı, ama hemen kendimizi toparlayarak uzaklaştık. İşte yine ben eski bendim. Her şeyi çözmüş ilişkime sağlam bir şekilde dönmüştüm .- Döneme mimiydim yoksa Bir kaç ay sonra İnternet ve chat ortamını keşfettim. Seneler sonra ilk kez farklı erkeklerle konuşmak gerçekten ilginçti gelmişti. İleri gidip teflonlaşmaya ve hatta bir kaç kez görüşmeye bile vardırmıştım işi. Ama hep kendimi haklı çıkaracak sebepler aradım. Kötü bir şey yapıyordum, onu anlatmıyordum. Yada bana öyle geliyordu.

       Başka bir adama aşık olmamla başlayan kavgaların, tartışmaların yerini şimdi chat kavgaları almaya başlamıştı. Bu seferde netten yüzünü bile görmediğim bir adama aşık olmam, olayın patlama noktası oldu. Çünkü artık sözlerin yerini tokatlar almıştı. Çıktığım tatiller, görüşmeme kararları, ilişkiyi kurtarma çabaları hiçbir işe yaramıyordu. Elimizde hiçbir şey kalma misti artık. Bizi bir arada tutan o güçlü bağ,aşk,sevgi,saygı,hoşgörü. Hepsi uçup gitmişti.şaşkındım. nasıl bu hala gelebilmişti her şey. Bitmeliydi. Bitecekti. Ve bitti. 5. yıldönümümüze 1 ay kala bitti büyük aşk masalı.

       Biliyorum. Ben suçlu görünüyorum. Ama hala kendimi haklı çıkarmak için çok fazla sebep bulamıyorum. Pişman mıyım. Hayır. 23 yaşındayım artık ve elimde kalan hala bitmemiş bir okul. İlişkim bitti ama okul hala duruyor. Aşk mı bir daha asla…

« Previous Entries