May 3

Bir sevdiginiz insanla gecirdiginiz zaman ebedi degildir. Cok seversiniz,onsuz olmuyor dersiniz ve zor anda tek kalirsiniz ve sizi birakip gider. Akliniz kalir,kalbiniz kalir o insanda,ama size verdigi o aci sonra bir daha o insanin yüzüne bakmak istemezsiniz! Herseyin sonuna kadar gitcegini düsünmeyin, her ask sonsuz olsa güzel olur,ama ne yazikki öyle degil…..
bir genc kiz vardi ve hayatinda ilk defa ask kapisini acti.o kiz ilk defa sevmisti ve sevdigi ile cikmaya basladi.bazen güzel bazen acimasiz iliskiydi.sonunda ama acimasiz bitti hersey…
Iyi arkadastik,ayni sokakta yasiyor ayni okula gidiyorduk. Bizim mahalleye tasinmislardi ve sabah aksam onunla gecirdim zamanimi,ama daha neler olacagini bilmiyormusum megerse.beni hangi durumlara sokacagini bilmiyormusum.
birgün okul bittiginde ayni yoldan gidiyorduk ve konusmaya basladik.her seferinde konular uzuyordu.aslinda ben cok konusmazdim ama onu görünce birden degisiyordum ve anlamsiz seyler anlatiyodum …..her seferinde onun gözlerinin icine daliyodum ve cikamiyordum sanki biri büyü yapmis gibi
zaman gelirdi,onu okuldan eve kadar dinlerdim,arasira evet derdim…zaman gelirdi,herseyi anlatirdim o dinlerdi. zaman gelirdi gülüsürdük,sakalar yapardi ve zaman gelirdi arasira gicik derdi bende derdim sonra yine barisirdik ve devam gülüsürdük.
birgün yine beraber okul bittikden sonra yürürken gözlerime bakti ve beni sevdigini söyledi en büyük hayalim buydu ve sanki yeniden dogmus gibi oldum sanki dünya dönmüs gibi oldu ve sevincten birsey diyemedim bile …hersey cok güzeldi hergün bulusmaya basladik,annemlerden gizliyordum arkadaslarimin hepsi ona karsiydi ama kimse beni ilgilendirmiyodu ben sadece onun icin yasiyordum artik ve onu ölesiye seviyordum
her seyin basi güzel derler ve askin basi her seyden güzeldi. Herseyden cok sevdim onu,gözyaslarimi unuttum mutluluktan ve annemler bile taniyamadi daha.Kizim neyin var dediler,üstündeki bu mutluluk ne dediler. Birsey diyemedim ve arkadaslarima her zaman onu korudum,arkadaslarim olmaz dedi ben olur dedim…dünyanin sonuna kadar onunla giderdim,hayatimin sonuna kadar onunla olmak istedim. Inanamadim ilk askin bu kadar güzel ask olacagina.
birden bire hersey degisti benden cok seyler bekliyordu bütün arkadaslarimi onun icin birakmami istiyordu beni sadece kendisine istiyordu bunu ilk zaman yapamadim arkadaslarimi nasil satiyim diye düsünüyordum ve yaslar dökülüyordu gözlerimden anlamiyordum onu insan sevdigini bu kadar üzermi?böyle birsey beklermi?diye. ama ben yinede onu birakamiyordum o yüzden arkadaslarimi terk ettim beni aradiklarinda zamanim yok dedim ve ondan sonra sadece onundum
arkadaslarimi sattim,anneme babama karsi suskun oldum. Sevmek icin,gercek aski yasamak icin herseyi göze aldim. Aklimda kaldi arkadaslarim,her zaman derdim,bir insan icin arkadaslarimi satmam,bir insan icin arkadaslarimi unutmam. Ama anladimki bende yaptim bunu. Ama sorun bir niye yaptim?cok sevdim,ask beni kör etti… sagimi solumu göremedim,tek önüme baktim ve orda o vardi. O sevdigim erkek,ama bana cok zarar veren erkek.
Uyumadan önce en son düsüncem oydu ve sabah uyandigimda ilk düsüncem oydu! Anladimki ben bunsuz yapamam daha
günler gecti aylar gecti , arkadaslarimin bana dedigi zamanlar geldi,daha o da gülmedi bende gülmedim. Büyüklerimiz her zaman ne der bize,ama biz hic inanmayiz….ZAMANLAR DEGISIYOR, birden oldu bunlar birden bire gözüm acildi ve onun hariketlerini dikkat etmeye basladim ve ben ondan hicbirsey beklemiyordum cünkü onu üzmek istemiyodum ve sevdigi insanlardan ayirmak istemiyordum kendime hep sorardim peki o neden yapiyor bunlari?ona sordum tabi ama bana hep derdiki seni o kadar cok seviyorumki kiskaniyorum….bende basliyordum onu kiskanmaya ve hareketlerine dikkat edince o bana söylediklerini kendisi yapmiyordu.
Yaptiklarina dikkat ettim,dediklerini iyi düsündüm ve anladimki. Hep benden istiyordu herseyi,ailemle aram bozuldu,arkadaslarim beni unuttu ve koskocaman dünyada tek bir insanla kaldim. Ama yavas yavas süphelenmeye basladim,bu insan benim iyiligimi mi istiyor ya da benim halimi düsünmeden benden herseyi yapmami mi bekliyor?
benim istediklerimin yarisini yapmadi ve ben cok üzülmeye basladim. o kadardir görmedigim gözyaslarimi son zamanlar her gün görmeye basladim. Hayatim gittikce kötüye gitti ve ona duydugum ask gittikce söndü.Ama söndü dersem yanlis olur,cünkü onu cok seviyordum,ama beni cok zorladi ve benim dünyami kisitladi…
kendi tabiki hayatini devam yasadi,ben birsey desem tamam dedi,ve yapmadi.. simdi bana desenize,bu beni sevdi ve kiskandi mi yoksa adam yerine mi koymadi?
halim cok perisandi hergün hickira hickira agliyordum kimse bilmezdi benim derdimi benim yasadiklarimi sanki hersey hayatimdan alinmis gibiydi ama ben yinede ondan vazgecemiyordum onu cok kiskaniyordum gece gündüz disardaydi ve bana önem vermiyordu duygularimi düsüncelerimi dinlemiyordu ama yinede yasaklamaya devam ediyordu herseyi bana ben biliyordum onunla ömür boyu dayanamazdim diye ama yinede vazgecemiyordum, kafam patlicak gibi oluyordu sadece onu düsünüyordum bizi düsünüyordum o beni haketmiyor diyordum kendime ama yinede birakamiyordum belki en büyük problem bendeydi benim gercek yüzümü ilk basta görmedi ve sonradan görmek istemedigi icin herseyden vazgecmemi istedi biliyorum bunun iyi hayirli bir sonu yok bitmesi gerekti artik böyle yasamak istemiyordum gülmek istiyordum eglenmek istiyordum diyorum kendime sürekli ama o kadar zordu ki ayrilmak korkuyordum cok aci cekerim diye korkuyordum o baska kizla cikarsa nolur diye o yüzden katlanmaya calisiyodum o canimi alana kadar…

Aklima gelmezdi onun baska kizla beraber olmasi. Aklima gelmezdi onun kalbi baska kizin olmasi. Aklima gelmezdi gün icinde belki bir kere beni düsündügü. Bekledim,belki durumumu anlar dedim,belki canimi acitmaz dedim. Ama bekledikce CAnimi aldi. Kendi kendime hayal kurdum,ben onsuzda yaparim dedim,bu dünyada tek erkek o degil dedim. Ama aklimdan geceni kalbim inanmiyordu. Kalbim diyordu her zaman, o senin ilk askin ve onu cok seviyorsun. Ama kalbim bilmiyorduki,gözümden akan yaslar sirf onun icindi.
Anladim bu isin bitecegini ve kendimi toparlamaya calistim,eski hayatimi yine kurmaya calistim. Ailemle arkadaslarimla eglenmeye ve iletisim kurmaya calistim. Ve zamanla hersey olmaya basladi. Ama ailemle ve arkadasimla oldukca, o yine beni zorluyordu. Ama en sonunda dedimki, sen beni bu dünyada tek birak,dönüp yüzüme bakma bile ve sen git eglen arkadaslarinla ve bu sözler sonun baslangiciydi…

sonunun baslangiciydi derken baslamasi ve bitmesi bir oldu bu iliskinin……hersey bitti ona derken yüzüme bile bakmadi ve gitti …..gitmesi beni en cok üzen seydi neden böyle yapiyordu diye düsünüyordum.halbuki onun bilmesi lazimdi onun icin cok seylerden vazgectigimi ama neden yinede benim icin savasmiyordu …o beni gercekten sevdi mi diye kendime hep soruyordum aslinda onun sevgisine inaniyordum ve hala inaniyorum ama bu tür hareketleriyle ne düsünücegimi bilmiyordum.beklerdim beni aramasini veya barisma teklifini yapmasini ama hicbir sey yapmiyordu onun gözünde o kadar degersiz miydim?ben onu geri istiyordum aslinda ama hersey icin cok gecti belki bunun iyi tarafida vardir diyerek hep olumlu yönden bakmaya calisiyordum zor olsa bile …
Sabah Aksam aklimdan cikmak bilmiyordu.ben bu kadar degersiz miydim?beni hic mi sevmemis miydi? bu dünyada beni sevenleri unutmusum ben.Beni Sevenleri kendimden soguttum,bu acimasiz aska verdim kendimi. Cok zaman gecti,kendime gelemedim.Kendimi toparlamam cok zaman aldi. Ama aklima geldi zamanlar oldu.Bazen kendime kiziyordum,bazen onu dövesim geliyordu,ama ask lafini aklimdan gecirmiyordum daha. Benim kalbimi param parca etmisti o ve onun artik yüzünü bile görmek istemiyordum. Arkadaslarimla ve ailemde daha fazla zaman gecirmeye basladim ve hersey eski haline döndü,ama herkes BENIM COK DEGISTIGIMI söylüyordu. cok rahat,düsünceli oldugumu ve artik karsinmdakini daha iyi anladigimi diyorlardi bana!!!
Onu görmek istemiyordum artik,beni hayal kirikligina ugratmisti sonucta. Hayatim artik anlamsizlasmaya baslamisti dedim kendime.yasama nedenim kalmamisti adeta.Kimsem yoktu artik,bana zor zamanimda güc vermeye,destek olmaya. Ama düsündükce,aklima birsey takiliyordu.Benim simdiye kadar yasadigim en kötü zamani o bana yasatmisti,hatta ölümü bile düsünmüstüm onun yüzünden. Ve anladimki benim onun arkasindan aglamam cok büyük bir yanlislik olurdu. Ben Erkeksiz de yasardim elbet,ailem yanimda ve arkadaslarim dünyada aklina sahip olabilecegin en iyi arkadaslardi. Tek üzüldügüm sey onu bosu bosuna sevmis olmamdi…
Bunca aski yasadim ve elime hic birsey gelmedi. Simdi söyleyin bi bana,bu ask güzel miydi yoksa acimasiz miydi? Ben biliyordum,istedikten sonra,ben herseyi basabilirdim ve bunu da basarirdim ben. koskocaman dünyada bu hayal kirikligini ben TEK atlattim…
burda hikaye bitti…..bir genc kizin aci hikayesi.genc kiz ölesiye seviyordu ve herseyden vazgecmisti ama yinede mutlu olamadi hayalleri yikildi ve en önemlisi yasamaktan vazgecmek istiyordu…..ama sonunda o yinede aklini kullanmak istedi ve allaha karsi gelmek istemedi o yüzden savasmaya basladi ve bilirsiniz bu sözü her istedigine ulasirsin yeterki ona emek ver ve savas.o genc kiz cok savasti ve sonunda KENDI hayatini geri aldi!!

May 3

Hüseyin ağa, Gökçe kızı kendisinin vurmadığını

Ahmet’in kızını bilerek vurduğunu, tuttuğu yalan-

cı şahitlerle , delikanlının üzerine yıkar, Ahmet

“silahta ağanın parmak izi var !”diye mahkemede

kendini savunsa da, kurnaz Hüseyin ağa, tabanca-

daki parmak izlerini siler ve silahı da, samanlıkta

bir çukur kazarak, bir beze sarıp , çukura yerleş-

tirir, üzerini örter, zavallı Ahmet, şahitlerin ağız

birliği etmişçesine, “Ahmet kızı Hüseyin ağadan

istedi, ağa da işi olmayan adama ben kız vermem”

!” “dedi..Ahmet te, kızı öldürmek kastiyle ateş etti

hakim bey !” diye ifade verneleri üzerine , kızı

kasten öldürmek için ateş etti diye …..yıl hapis

cezası verdiler.

* * * *
Gökçe kız, suçsuz yere Ahmet’in hapis yatmasında

kendisinin suçu olduğuna inanarak, düşüne düşüne

ince hastalığa yakalanır, zaten ciğerleri zayıf olan

kız, yatağa düşer…Hüseyin ağa, vicdan azabı ile

kıvranır, ama hapishaneye düşme korkusundan

gidip gerçekleri savcıya anlatmaz.

Ahmet’e gelince, hapishanede çileli bir hayat

başlamıştır onun için…Boncuk aldıtarak, cüzdan

çanta yapmayı öğrenir, Gardiyanlarla iyi geçindiği

için, yolunu da bulur…Ama, Gökçe kızdan bir

haber alamadığı için, kaçmaya karar verir,Bir gün

sancılandı numarası yaparak, elleri kelepçeli

iki jandarmanın arasında ceza evi arabasına biner

hastaneye gitmek üzere yola çıkar araba.

Issız ve ormanlık bir yoldan geçmektedir araba.

jandarmaları lafa tutarak, dikkatlerini dağıtır ve

arabadan aşağı atlar Ahmet…Hızla ormana dalar

Şoför, arkada neler olduğunu fark etmez.

iki jandarma da aşağı atlar, ve şoföre

“Mahkumu kaçırdık ! Kumandan bey sorarsa

firar ettiğini söylersin …Biz, kaçağı aramaya

çıkacağız.

* * * *

Ertesi gün, çıkan gazetelerin baş sayfalarında

iri puntolu harflerle yazılmış, şu haber dikkati

çeker

Dün , öğleden sonra, saat üç sularında ….köyün

den……adlı mahkum, muayene olmak için

hastaneye götürülürken, jandarmaların dalgın-

lığından da faydalanarak firar etmiştir, aşağıda

eşgali verilen 1.8O boyunda, yüzünde şark çıbanı

olan, siyah saçlı, ….gözlü hükümlüyü görenlerin

en yakın karakola haber vermleri rica olunur

* * * *

Hüseyin ağa, Ahmet’in hapishaneden kaçtığını

öğrenmiş, ölüm korkusu içine oturmuştu…Adamla-

rına durmadan talimat veriyordu. Dış kapıyı açık

tutmayın, gözünüzü dört açın…Ahmet, denen şaki

iyi nişancıdır…Gökçe gelin, ateşler içinde yatıyordu

Sık sık nöbet geliyordu…Sayıklıyordu

“Ahmet ! Tez gel …! Ölmeden, seni bir daha

görüyüm…Ahmeet !”

Çatıların üstüne keskin nişancı adamlar

yerleştirmişti ağa…Ahmet, gecenin olmasını

bekledi…O gece, ay da şansından daha doğmamıştı

Eve yaklaşmasını kolaylaştırdı bu…Silah mecbur

kalmadıkça kullanmayacaktı. Hüseyin ağa,

korkusundan yastığın altına tabancasını koymuştu.

Keziban, “Ahmet ‘i yaktın ben de seni yakacağım !”

dedi..Uyumasını bekledi, o gün ayran istemişti,

Ayranın içine uyku hapı koydu. Biraz sonra

Hüseyin ağa sızmıştı. Yastığın altında duran

tabancayı aldı, ve şakağına dayayarak, tetiği

çekti…Hüseyin ağa, nin şakağından giren kurşun

koca gövdesini devirmişti, koyu bir kan sızıyordu

Tabancanın namlusunda bulunan son iki kurşunu

da, kendini vurmak için ayırmıştı

“Allah’ım günahlarımı affet !” dedi tetiğe bastı

Gökçe kız, sarsıldı, sonra hareketsiz kaldı, ağzından

kan yürüdü…

Mar 17

Sabah uyandiginda midesinde bir yanma hissetti.Yanmanin nedeni aksam yedikleri degil, uyanir uyanma bugün yapacaklarinin aklina gelmesiydi.Bugün 2 yildir götürmeye çalistigi bir birlikteligi bitirecekti.
Aslinda bunu yapmakta geç bile kalmisti. ‘Bitmeli dedi içinden, her gün bu tatsiz uyanis bitmeli.’ Genç adam bunlari düsünürken surati sekilden sekile giriyordu.Süratle giyinerek disari çikti. Bugüne kadar hiç bekletmemisti onu, simdi de bekletmemeliydi.Istanbul, soguk ve yagmurlu bir Nisan ayi yasiyordu.
Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi; ‘Bulutlar bizim yasayacaklarimizi biliyor. Onlar bile agliyor
halimize…’BULUSMA VAKTI…

Artik Kadiköy iskelesindeydi. Birkaç dakikalik beklemeden
sonra karsidan kiz arkadasinin geldigini gördü. Simdi midesindeki
agri daha da artmisti.
Besiktas’a geçtiler. Yolculuk sirasinda hiç konusmadilar.
Genç kiz, sevgilisinin bu durgunluguna anlam verememisti.
Nereden bilecekti bugün ayrilik çanlarinin çalacagini…
Besiktas’a geldiklerinde bir cafede oturdular. Genç
kiz anlamisti sevgilisinin kendisine bir sey söylemek istedigini.
‘Bana birsey mi söylemek istiyorsun’ diye sordu. Genç adam,
gözlerini
kaçirarak ‘Evet’ dedi. Genç kiz heyecanlanmisti, biraz da
sinirlenerek ‘Söylesene, ne diye bekliyorsun’ dedi. Genç adam
içini çektikten sonra ‘Sence biz nereye kadar gidecegiz?’ diye sordu. Genç kiz,
‘Bunu
sorma geregini
niye duydun?’ diye yanit verdi. Genç adam söze basladi…
”Birkaçay önce aksam 23:00 civarinda sana telefon açip senin
için yazdigim siiri okumak istemistim. Sen bana ‘Sirasi mi simdi canim yaa, isin gücün yok mu?’ demistin. Biliyormusun o an nakavt olan
bir
boksör gibi hissettim kendimi. Özür dileyip
telefonu kapatmistim. Daha sonra da bu siiri benden hiç
istememistin.
Geçenlerde hasta olup yataklara düstügümde arkadaslarimla birlikte sen de gelmis, Meral’in ‘Sen sanslisin, sevgilin sana bakar’ sözüne ‘Isim yok da sana mi bakacagim, annen baksin’ demistin. Hatirladin mi?”

DUYGUSALLIGI SEVMEM…
Genç kiz, ‘Biliyorsun ben duygusalligi sevmiyorum. Hem hasta
bakici
gibi göründügümü de kimse söyleyemez’ diye yanitladi. Genç adamgüldü,
‘Evet canim haklisin. Zaten olmak istesen de bu kalbi
tasidigin sürece hasta bakici, hemsire falan olamazsin.’ Genç adam
devam etti…
‘Bana simdiye kadar kaç kere sabahin erken saatlerinde
güzel sözcüklerden olusan bir mesaj çektin? Hiç… Hatta günün
hiçbir
saatinde çekmedin. Duygusalligi sevmeyebilirsin. Ama sen seni seven insanlari da
mutlu
etmeyi sevmiyorsun. Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok
insanlari mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanidigimdan
beri her sabah, her aksam, her gece yani seni andigim her saat
tatli
bir mesajim vardi senin için biliyor musun? Seninle ben AKLA KARA gibiyiz.’
Genç kiz anlamisti, ‘Yani ne istiyorsun benden sair olmaz mi?’
Genç
adam tekrar gülümsedi içinden. Dün gece verdigi ayrilik kararinin ne
kadar dogru oldugunu düsündü. ‘Hayir’ dedi, ‘Sair olmani
istemiyorum. Olamazsin da…
BIZ AYRILMALIYIZ. Ayrilirsak ikimiz için de en hayirlisi olacak.’

Genç kiz sasirmisti, ‘Neden ama? Ben seni seviyorum.
Senin de beni sevdigini saniyordum.’ Genç adam iç çekerek ‘Hayir
canim, sen beni sevdigini saniyorsun. Eger beni sevseydin simdi
baska seyler konusuyor olurduk’ dedi. Genç kizin gözleri yasarmisti.
Genç adam cebinden çikarttigi mendili uzatti, genç kiz gözyaslarini
silerek ‘Sen bilirsin, umarim beni bir baskasi için birakmiyorsundur…’
dedi.
Genç adam ‘Nasil böyle bir sey düsünürsün, senden baska kimse
olmadi ve uzun zaman da olacagini sanmiyorum’ yanitini verdi.
Genç adam ve genç kiz iki sevgili olarak oturduklari
masada artik iki yabanciydilar. Birkaç dakika
sessizce oturduktan sonra Genç kiz,
‘Kalkalim istersen’ dedi. Genç adam ‘Ben biraz daha burada
kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin’ diye yanitladi.
Genç kiz ‘Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim’
diyerek elini uzatti. Genç kizin sesi ve eli titriyordu. Genç
adam, ‘Istersen arkadas kalabiliriz’ dedi ve birbirlerine son kez
sarildilar. “BEN DOGRU YAPTIM…”
Genç adam dogru yaptigina inaniyordu. Eve döndügünde
yürümekten bitap bir haldeydi. Odasina girdi. Gece bitmek
biliyordu.
Sabah erken kalkip ise gidecekti, uyumaliydi. Birkaç saat sonra uykuya dalmayi basardi. Sabah 7′de saatin ziliyle uyandi. Evden çikacagi zaman cep telefonuna bakti, mesaj ve 10 cevapsiz arama vardi. Yorgun oldugu için duymamisti telefonun sesini. Aramalar ve mesaj
sevgilisindendi.
Heyecanla mesaji açti, sunlar yaziyordu:
SADECE ONLARI SEVMEYI SEVDIM,
HEPSINI ONLARSIZ YASADIM DA,
BIR SENI SENSIZ YASAYAMIYORUM,
BU ASKI TEK KALPTE TASIYAMIYORUM,
SANA YEMIN GÜZEL GÖZLÜM, BIR TEK SENI SEVDIM,
VE SENI SEVEREK ÖLECEGIM, ELVEDA BIRTANEM…
Genç adam sasirmisti. Onu tanidigi günden beri ilk defa siir
aliyordu ve üstelik sabahin besinde yazmisti. Heyecanla onu aradi,
telefonu yabanci bir ses açti. Genç adam ”Nalan’la görüsebilir
miyim?” dedi.

Ama karsisindaki agliyordu, hiçkira hiçkira hemde…
‘Ben onun annesiyim yavrum, kizim bu sabah intihar etti. Gece sabaha kadar birilerini arayip durdu. Sabah odasinin isigini sönmemis görünce girdim. Yavrum kendini asmisti….’

YIGILIP KALDI…
Genç adam beyninden vurulmusa döndü. Bir gün önceki
mide agrisinin iki katini çekiyordu simdi. Oldugu yerde yigilip
kaldi… Birkaç ay sonra iki doktor konusuyordu hastanede.
Doktarlardan biri digerine karsidaki hastanin durumunu soruyordu.
Doktor yanit verdi…

‘Haaa o mu? Üç ay önce getirdiler. Kendisi yüzünden bir kiz
intihar etmis. O günden sonra cep telefonunu elinden hiç birakmamis.
Devamli bir seyler yazip birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim.
O uyurken gönderdigi numarayi aradim. Numara 3 ay önce iptal
edilmis. Gelen mesajlarda bir siir var. Bu adam duygusal mi bilmem ama benim
anladigim
kadariyla siiri yazan çok duygusal biriymis…
“BAZEN
BIR KALBIN, IÇINDE NELER SAKLADIGINI ÖGRENDIGINIZDE
HERSEY IÇIN ÇOK GEÇ OLABILIR…” O YÜZDEN SEVGİNİN VE SEVGİLİNİZİN DEĞERİNİ BİLİN…

Mar 14
iLK Gece..
icon1 Siyah | icon2 Aşk Hikayeleri | icon4 03 14th, 2008| icon3No Comments »

Ege’ de bir efsane vardir; ” Hilal’ in gozuktugu ilk gece, yildizlarin
altinda denize dileginizi iletirseniz, deniz size mutlaka geri doner ve
dileginizi yerine getirir… ”

Gulay, iskelenin ucuna dogru yurumeye basladi. Gunes, batmaya hazirlaniyordu
ve deniz oldukca dalgaliydi. Dalgalar zaman zaman iskeleyi asip, ayak
bileklerini islatiyordu. Yavas ve donuk gozlerle, iskelenin ucuna kadar
yurudu ve durdu. Yavas hareketlerle oturarak ayaklarini denize birakti.
Bacaklari islaniyor, arada bir gelen dalgalarla da baldirlarina kadar
islaniyordu. Gozlerini kisarak ufuga bakti. Turuncu ve kirmizinin
karisimindan olusan karisim, hafif hafif karanlik maviye karisiyor ve
bulutlarin arasindan karsidaki adalar gozukuyordu. Gokyuzunde bulutlar
simetrik bir sekilde duruyorlar ve cok hafif bir sekilde ilerliyorlardi.

Gulay bir Istanbul cocuguydu. Genc yasta asık olmus, okudugu universiteyi
sevdigi adamla evlenmek icin birakmisti. Cok kisa bir zamanda hazirliklarini
tamamlamislar ve sade bir dugunle evlenmislerdi.

Evliliklerinde, kimsenin cozemedigi bir mutluluk sirri vardi. Onlar hic
tartismaz, kavga etmez ve daima iyi gecinirlerdi. Herkes bunu kotuye yorsa
bile, onlar boylesine mutlu ve huzurlu iki sene gecirmisler, ikibin sene
daha gecirmeye yetecek kadar da yanlarinda sevgi biriktirmislerdi. Mutluluk
sirlari esinin trafik kazasinda hayatini kaybetmesiyle son buldu. Gulay,
adeta yikilmis ve erimisti. Kazadan aylar sonra bile halen esinin eve
donecegini dusunur, her aksam onu karsilamak icin en guzel kiyafetlerini
giyerdi. Gece oldugu halde halen esi eve gelmeyince, sinir krizleri gecirir,
aglayarak sabahi bulurdu. Ailesi bir sure sonra Gulay’ i yanina almisti.
Daha sonralari iyice icine kapanan genc kadin, zamanla insanlarla konusmayi
bile birakmis ve sadece dalgin dalgin dusunur olmustu. Boyle zor gecen 1
senenin ardindan Gulay psikolojik tedavi gormeye baslamis ve ilaclarla
yasamaya alismisti. Ilaclar onu bol bol uyutuyordu. Uyandigi zamanlarda
karnini doyuruyor, esine mektuplar yaziyor ve aksamlari erken saatlerde
tekrar uykuya daliyordu. Bir sure sonra uyku ilaclarinin muptelasi olan genc
kadin, doktor tavsiyesiyle, ailesi ile birlikte Canakkale’ ye tasindi.
Evleri Canakkale yolu uzerinde bir koyun biraz uzagindaydi. Evlerinin hemen
arkasinda yukselen yuksek daglar agaclarla kapliydi. Evlerinin hemen onunde
ufak bir bahceleri ve deniz balkonlari vardi. Bahcenin onunde taslikla kapli
bir sahil ve hemen ilerisinde deniz vardi. Gulay denize girmeyi cok
sevmesine ragmen, buraya tasindiklarindan beri hic denize girmemisti.
Gunduzleri bahcedeki cicekler ve agaclar ile ugrasiyor, ailesinin
sohbetlerini dinliyor ve aksamlari deniz balkonlarinda esine mektuplar
yaziyordu.

Ayaklarina gelen suyun soguklugu ile irkildi. Hava iyice kararmaya yuz
tutmus ve az onceki o guzel renk karisimi, yerini sise birakmisti. Deniz
biraz daha durgunlasmis ve dalgalar yerini ufak cirpintilara birakmisti.
Burada her insan mutlulugu tadabilirdi cunku doganin guzelliklerini her saat
gorebilirdiniz. Sabahlari adeta bir havuz gibi sakin olan denizde yuruyerek
bile baliklari seyredebilir, aksamlari cikan ruzgarlar ile ruhunuzun en
derinliklerinde yolculuklara cikabilirdiniz. Fakat bunlar genc kadini mutlu
etmeye yetmiyordu. O, esinin olumuyle birlikte sanki bir yarisinida
kaybetmisti. Gordugu her guzelligi ve tadina baktigi her mutlulugu onunla
paylasmadigi surece, ne anlami vardi bu guzelliklerin ? Ici her zamanki
gibi, kara bulutlarla kaplanmisti. Ufukta gorebildigi son noktayi secmeye
calisiyor ve amansiz bir sekilde icinin yandigini hissediyordu. Bu acimasiz
olay neden onun basina gelmisti ? Devamli mutlulugunun neden ve kimin
tarafindan kiskanilip, yok edildigini dusunuyor fakat bir turlu
dusuncelerini bir yere baglayamiyordu. Esini her dusunusunde, ona bir daha
dokunamayacagini, bir daha opemeyecegini ve bir daha asla onun kokusunu
koklayamayacagini farkediyor ve bu dusunce yuregini sıkıyordu. Kurtulmak
icin cirpinsa bile kurtulamiyor, cevresinde ki herseyin bir caresizlik
cemberiyle sarildigini hissediyordu. Her gece uyurken, ruyasinda esi ile
bulusacagini dusunuyor ve bu dusunce onun karanliklarinda, sicak ve parlak
bir isik olusturuyordu. Bu umitle uykuya daliyor, fakat bir turlu esini
ruyasinda goremiyordu.

Ruyasinda onu gorebilmek icin bir cok yol denemis fakat hic birinde basarili
olamamisti. Bu onu gitgide dahada ruhunun derinliklerine goturuyor,
saatlerce bos bos dusunmekten baska birsey yapmiyordu. Ailesi bu duruma cok
fazla uzuluyor, biricik kizlarinin tekrar eski haline gelmesi icin
ellerinden geleni yapiyorlardi. Lakin hic biri genc kadinin yuzunu
guldurmuyordu, o sanki intihar etmeyi gururuna yediremediginden dolayi
sadece yasamini surduren biri haline gelmisti. Bu durumdan nasil ve ne zaman
cikacagini hic kimse bilmiyor fakat bunun boyle surup gidemeyecegini tahmin
ediyorlardi. Buraya geldiklerinden beri ilaclarini da kullanmiyordu. Ailesi,
onu ilac kullandigi zamanlardan daha iyi goruyordu. Cunku kizlari ilac
kullanirken devamli uyuyor, soylenen hic birseyi anlamiyor ve daima hasta
gibi oluyordu. Oysa simdi, sabah erken kalkiyor, bahceyle ugrasiyor, deniz
kenarinda oturuyor ve alisagelmis mektuplarini yaziyordu. Onlar icin bu
bile, oldukca iyi bir gelismeydi.

Gulay iskeleden kalkti ve eve dogru yurumeye basladi. Sahilde ki taslardan
dolayi duzgun yuruyemiyor ve yalpaliyordu. Cocuklugundan beri buraya gelip
gittiklerinden, denize dair olan tum hikayeleri bilirdi. Yarin ay hilal
seklini alacakti ve genc kadin bir dilek dileyecekti. Eve ulastiginda aksam
yemegi hazirlanmisti. Sessiz bir sekilde yemegini yedi ve odasina cekildi.
Yarin icin ici umutla dolmustu. Kimbilir belki gercekten deniz ona geri
doner ve istegini yerine getirirdi. Bu dusuncelerin verdigi garip bir
huzurla uykuya daldi.

Sabah uyandiginda henuz gunes yeni doguyordu. Uzun zamandir yaptigi gevsek
hareketlerin tersine, buyuk bir ceviklikle yatagindan sicradi. Uzerini
degistirip yatagini ve odasini topladi. Kahvaltisini yaptiktan sonra her
zamanki gibi bahcedeki ciceklerle ilgilenmeye basladi. Ciceklerin hepsi
bugun daha bir canliydilar. Gulumsemeyi unutan yuzu ile onlara gulumsedi ve
her biriyle tek tek ilgilenmeye basladi. Diplerini temizliyor, sularini
veriyor ve hepsine birer opucuk konduruyordu. Gulay’ i balkondan izleyen
annesi ve babasi birbirlerine sarildilar. Onu boyle gormek onlari cok mutlu
etmisti. Aksama dogru genc kadin deniz balkonuna gitti ve buyuk bir
titizlikle kagidi onune yerlestirip, kalemini cantasindan cikardi. Yazacagi
her kelimeyi ozenle secmeliydi. Dusuncelerini netlestirdi ve yazisina
basladi ;

” Sevgili Deniz,

Bilirsin, cocuklugumdan beri devamli seninleyim. Tatil icin geldigimiz
zamanlarda saatlerce seninle dans eder, Istanbul’ a dondugumuzde devamli
seni izlerdim. Sen kimi zaman durgun, kimi zaman neseli olurdun. Hep bunu
cozmeye calistim ve artik cozdugumu saniyorum. Sanirim sen aya asIksin
deniz. Ne zaman ay ciksa, onun isIklarini alip, binlerce yakutmus gibi
yansitiyorsun. Ruzgar ile konusuyor, kiyi ile oyunlar oynuyorsun. Aksamlari
kimseye icini gostermiyor, adeta icine bakmaya calisan olursa, sendeki aski
goreceklermis gibi kendini sakliyorsun. Fakat sabahlari ayin yerini gunese
birakmasiyla birlikte durgunlasiyor, kendini unutuyorsun. Aksama kadar boyle
zaman gecirip, aksam kendini aya hazirliyorsun. Kimi zamanlar ruzgar
siddetleniyor ve bulutlar ayi kapatiyor. Boyle zamanlarda, sevdigini
goremedigin icin oldukca sinirleniyor ve icinde ne bulursan darmadagin
ediyorsun. Ben senin ofkeni kiyilara vurdugun tekmelerden bile anliyorum
denizim. Inan bana, belki de seni benden iyi anlayacak kimse yoktur…

Soyle bana denizim, bir gun ayin hic bir zaman dogmayacagini anlasan ne
yapardin ? Bir daha hic yakamozlar olusturamayacagini, onunla olan
sevginizin icinde olmasina ragmen onu asla goremeyecegini bilsen ne dusunur,
ne hissederdin ? Eminim ki ofkeyle buralari yikardin ve bir daha hic yuzun
gulmezdi. Iste sevdigini kaybetmek boyle birsey denizim. Sen ayini asla
kaybetmeyeceksin ama ben gunesimi kaybettim. Onu her dusundugumde icim
agliyor, yasam duruyor. Hic bir sey yapmak istemiyorum. Bedenimi yirtmak ve
gokyuzune yukselmek, her neredeyse onu bulmak istiyorum. Lakin hic bir
sekilde onu tekrar goremiyor ve ona tekrar sarilamiyorum. Anlattiklarimi her
gun az cok gozlerimden anladigini farzediyorum. Bu yuzden sana yazmaya ve
senden yardim istemeye karar verdim denizim. Hilal’ in gorundugu ve senin en
sevincli oldugun bugun senden bir dilegim olacak. Beni sevdigime kavustur
denizim. Bir defaligina bile olsa onu gormek istiyorum. Beni aydinlatan,
nesemi yerine getiren ve zamanla hayatimin anlami olmus o gulumseyisini
gormek istiyorum. Artik buralarda daha fazla onsuz kalmak istemiyorum. Ne
olur denizim, beni onunla bulustur. Onu gormeme ve bir defacik dahi olsa
sarilmama araci ol. Beni anlayacagini umud ediyor ve bana dilegim ile ilgili
geri donmeni bekliyorum.. ”

Gulay, mektubunu dikkatle katladi ve gogsune yerlestirdi. Aksam yemegini
yedikten sonra iskeleye cikarak bir sure karanlikta hic bir isigin meydana
getiremeyecegi o guzel yakamozu izledi. Ardindan yasli gozlerle dilegini
denize birakti ve gozlerini kapatti. Sanki deniz dilegini hemen yerine
getirecek gibi hissediyordu. Sanki gozlerini acsa, sevdigini karsisinda
gorecek ve bu dogaustu olaya deniz neden olacakti. Yavasca gozlerini acti
ama sevdigini goremedi. Gozlerinden bir kac damla yas, denize damladi. Genc
kadin buyuk bir huzunle yuruyerek evine gitti ve kimsenin yuzune dahi
bakmadan odasina kapandi. Agladi, agladi, agladi.. Hayat, yasanilabilecek
bir olgu olmaktan cikmis ve adeta bir cileye donusmustu. Buna daha fazla
sabredemiyordu. Fakat aksi yondede yapabilecek hic birseyi yoktu. Kalbi
daraliyor ve nefes almasi zorlasiyordu. Derin derin nefes alarak kendine
gelmeye calisti fakat her nefes alisinda gogsu sizliyor adeta nefes alirken
bedeni yirtiniyordu. Hiriltilar cikarmaya basladi. Hizli hizli oksurdu ve
bir sure sonra kendine geldi. Oldukca halsiz kalmisti, yatagina uzandi
gozlerini kapatti.

Gece uykusunda bir ruzgar hissetti. Galiba balkon kapisini acik unutmustu.
Ama kalkip kapatabilecek hali de yoktu. Ruzgar ayaklarindan beline dogru
ilerledi ve gogsunden basina kadar inanilmaz bir yumusaklikla esip gitti.
Gulay, ruzgar ile birlikte muhtesem bir huzur duygusuna sarinmisti.
Gozlerini acti. Gorduklerine inanamayip, gozlerini tekrar kapatip acti.
Denizin ortasindaydi. Sahilden bir hayli uzakta olmasina ragmen evlerini zar
zor gorebiliyordu. Denizde yuruyebiliyor ve kosabiliyordu. Buyuk bir
sevincle ordan oraya kosup durdu, kendince ruyasinin tadini cikartiyordu. ”
Gulay… ” Duydugu sesle irkildi. Ses tam arkasindan geliyordu ve yillardir
hasret kaldigi bir sesti. Hizla arkasini dondu. Kocasi yuzunde o bilindik
gulumsemesiyle kendisine bakiyordu. Hic birsey diyemeden, hasretle kocasina
sarildi. Iste dilegi gercek olmustu, onca zamandir basaramadigi seyi deniz
basarmisti. Kocasinin kollarindan ayrilmadan tum gucuyle onu sIkti. Kokusunu
oylesine ozlemisti ki, yillarca boyle durabilirdi. ” Ah seni oyle ozledim,
oyle bekledim ki.. ” Esi yanit vermeden onun yuzune bakti. Gozlerinde hafif
bir keder vardi. Genc kadin, gayet iyi tanidigi kocasinin yuzundeki
gulumsemesinin ardina saklanmis, gozlerindeki kederi hemen farketmis ve
onunda yillardir kendisini ozledigini dusunmustu. Onu gormenin verdigi
sevincle hic birsey dusunemiyordu. Kocasina tekrar sarildi, onu tekrar
kokladi. Hic uyanmak istemiyor, kalan tum yasami boyunca bu ruyanin devam
etmesini istiyordu. Yillarin verdigi ozlem ve hasretle saatlerce konustular.
Birbirlerini ne kadar ozlediklerini, birisinin olmadigi yasamda digerinin
eksIkliginin nasil hissedildigini anlatip durdular. Her ikiside heyecanli ve
sevincliydi. Bir o kadarda huzunluyduler. Genc kadin gunes ufuktan yavas
yavas dogarken, gozlerini bakmaya doyamadigi kocasindan alarak denize
cevirdi ve aglamaya basladi. Kocasi ” Aglama.. ” dedi. Aglamamasi
imkansizdi, birazdan uyanacak ve bu guzel gece sona erecekti. Bir ay boyunca
yine kocasina hasret kalacakti. Ona hizli hizli yine mektup yazacagini, hic
durmayacagini, her ay hilali sabirsizlikla bekleyecegini soyledi. Kocasi
elleriyle karisinin agzini kapatti. Gozlerinde garip bir bakis vardi. Gulay’
i optu. ” Gitme desem de, gideceksin, fakat doneceginde unutma, burada seni
bekliyor olacagim.. ” dedi. Gunes dogmustu, gulay artik uyanmasi gerektigini
ve uyanmazsa ailesinin endiseleneceginden, onu zorla uyandiracaklarindan, bu
guzel ruyanin sarsintilarla bitmesini istemediginden bahsetti. Ona son defa
sarilarak, denizin uzerinden yurumeye basladi. Evine dogru yaklastikca
yuregi sizliyordu. Ara ara arkasina bakiyor ve kocasinin orada bekledigini
gormek icine tarifi imkansiz bir huzur veriyordu. Gozyaslari icerisinde
sahile cikti ve evlerinin onundeki kalabaligi farketti. Biraz daha
yaklasinca, kulaklari annesinin feryatlariyla cinladi..

Mar 11

Tam tamına 17,5 yaşındaydım o gün. Bütün eğitim hayatımı adadığım ve sonunda başardığım üniversitemin bahçesinde onunla konuşup bir ilişkinin temellerini atmak üzereyken küçük bir çocuktum. Günü birlik ilişkilerde, geçici flörtlerden hoşlanmadığımı belirtecek kadarda büyük. Üniversite hayatinin başlangıcı bu muhteşem birlikteliğinde başlangıcı oldu. Günler büyük bir hızla geçiyor ve her gecen gün aşkımızda ayni hızla büyüyordu.

Önce toplumdan, sonra da okulumuzdan soyutladık kendimizi. Her anımızı baş başa geçirmekten, İstanbulun keşfedilmemiş yerlerin gezmekten büyük keyif alıyorduk. Onun dinine çok bağlı olması, benim bugüne kadar bilmediğim görmediğim şeyleri yapıyor olması hoşuma gidiyor, ben de her gün yeni şeyler öğreniyordum.

Bu aşk romanlarından fırlamış mutlu günler daha doğrusu seneler 4 yıl sürdü. Kesintisiz 4 yıl. Bu arada o benim aileme, bende onun ailesine girmiştik. Evleneceğimiz günler sayiliydi.

       5. yılımıza girdiğimiz ilk günlerinde her şey alt üst oldu hayatımda. Senelerdir görmediğim bir arkadaşımı ziyarete gittim ve aşık oldum. Hayatımızda başka insanlar olmasına rağmen bu garip duygusal çekim bizi yakaladı, ama hemen kendimizi toparlayarak uzaklaştık. İşte yine ben eski bendim. Her şeyi çözmüş ilişkime sağlam bir şekilde dönmüştüm .- Döneme mimiydim yoksa Bir kaç ay sonra İnternet ve chat ortamını keşfettim. Seneler sonra ilk kez farklı erkeklerle konuşmak gerçekten ilginçti gelmişti. İleri gidip teflonlaşmaya ve hatta bir kaç kez görüşmeye bile vardırmıştım işi. Ama hep kendimi haklı çıkaracak sebepler aradım. Kötü bir şey yapıyordum, onu anlatmıyordum. Yada bana öyle geliyordu.

       Başka bir adama aşık olmamla başlayan kavgaların, tartışmaların yerini şimdi chat kavgaları almaya başlamıştı. Bu seferde netten yüzünü bile görmediğim bir adama aşık olmam, olayın patlama noktası oldu. Çünkü artık sözlerin yerini tokatlar almıştı. Çıktığım tatiller, görüşmeme kararları, ilişkiyi kurtarma çabaları hiçbir işe yaramıyordu. Elimizde hiçbir şey kalma misti artık. Bizi bir arada tutan o güçlü bağ,aşk,sevgi,saygı,hoşgörü. Hepsi uçup gitmişti.şaşkındım. nasıl bu hala gelebilmişti her şey. Bitmeliydi. Bitecekti. Ve bitti. 5. yıldönümümüze 1 ay kala bitti büyük aşk masalı.

       Biliyorum. Ben suçlu görünüyorum. Ama hala kendimi haklı çıkarmak için çok fazla sebep bulamıyorum. Pişman mıyım. Hayır. 23 yaşındayım artık ve elimde kalan hala bitmemiş bir okul. İlişkim bitti ama okul hala duruyor. Aşk mı bir daha asla…

Mar 11
Hep özlediğim, beklediğim aşkın böyle aniden kapımı çalıvereceğini, izin almadan yüreğimde bir köşeye yerleşeceğini hiç düşünmememiştim. Göz göze geldiğimiz anda. Başımdan aşağıya buzlu su dökülmüş gibi hissettim.
Bakışları içimi titretti, bilmediğim, tanımadığım bir dünyanın kapıları açılıverdi önümde… Kimde, neydi, hangi sınıfta öğrenciydi, daha önce onu görmemiştim. Bütün gün bu sorularla boğuştum. İlk şoku atlatıp kendime geldiğimde okulda onu aramaya başladım. Gerçeği öğrenmem hiç zor olmadı tabii ki! Suratıma tokat gibi çarpan gerçeği…

O okulumuzda yeni görev yapmaya başlamış bir öğretmendi çok genç olduğu için öğrencilerden ayırt etmek mümkün değildi. Böyle şeyler yalnız filmler de olur sanırdım. Oysa ben sırılsıklam aşık olmuştum. Gözleri başımı döndürecek kadar güzel olan yalnızca adını ve öğretmen olduğunu bildiğim biri, kısacık bir zamanda hayatımı değiştirivermişti.

       Ona aşık olmam benim suçum muydu? İnsan hesap kitap yaparak aşık olmazdı ki? Tamam itiraf etmeliyim, ben pek normal biri değilim. Başkalarına göre farklı yanlarım çok., özellikle de aşk söz konusuysa hiçbir zaman sıradan biri olmadım ama bu kez tamamen kaderdi. Sonunda ona söylemeye karar verdim. Madem aşık olacak kadar cesaretliydim, söyleyecek kadar da cesaretli olmalıydım.

       Söyledim. Şaşkınlığımı ifade edecek sözleri şu an ben bulamıyorum. Düşün bir kez, çat kapı bir öğrenci geliyor ve ‘’ ben sizi gördüğüm ilk andan beri seviyorum’’ diyor. Ne hissedersiniz bilemem ancak o bana karşı çok olgun, anlayışlı davrandı. Yaptığım çocukluklarla hayatını cehenneme çevirdiğim halde sevgiyle yaklaştı.. incitmemek için çok uğraş verdiğini şimdi anlıyorum oysa o zamanlar çok incitmiştim. Bir gün bana hak vereceksin demişti evet onu anlıyorum ve hak veriyorum. En doğrusunu yaptı. Zaman belki çılgın aşkımı bitirdi. Ama ona olan saygım ve sevgim sonsuza kadar sürecek. 

Mar 10
Antalya’nın güzel yaz günlerinden biriydi. Her sabah ki gibi ormana koşmaya gittim. En yakın arkadaşımda yanımda denize girdik eğlendik. Akşamüzeri can sıkıntısı 3 kişi bulduk. Okeye dördüncü aranıyor.
Ya ben yanlış görüyorum yada karşıdan maviş gözlü, kumral, şirin mi şirin güler yüzlü bir masal perisi geliyor. O an sanki büyülenmiştim. Okey oynamayı bir yana bir yana bırakın iki de bir taşları düşürür, ıstakayı devirir olmuştum. Ama galiba ben onun pek ilgisini çekememiştim. Okey bitti arkasına bakmadan gitti.
Sonradan öğrendim ki arkadaşımın yeğeniymiş ve uzun süreli bir beraberliği varmış .
” E be kardeşim dedim içimden…
Yine bir yaz akşamı top oynamaktan geliyoruz. Kan ter içinde kalmışız, saç baş toz toprak içinde… Az ileriden birisi seslenir gibi oldu. Baktım aman Allahım yine o güzel gözlü kız. Tabii hemen havaya girdim bana “iyi aksamlar” dedi. Arkadaşım mavi gözü periye nasıl baktığımı görmüştü.

Yaz bitiyordu ve biz Eskişehir’e dönüyorduk. Mavi gözlü perim aklımdan çıkmıyordu. Fakat sonunda kafamdan atmayı zor da olsa başarmıştım.

Bir gün arkadaşımın ablası bizim bir yeğen var birbirinize çok yakışırsınız diye öyle bir söyledi. Ben pek önemsemedim meğerse abla arada aracılık ediyormuş. Tabiki bunlar sonradan su yüzüne çıktı. Bu arada bir detayı atladım. Uzun süre beraber olduğu gençten problemler dolayısıyla ayrılmış.

Arkadaşımda oturduğum günlerden birinde ablası “Haydi gel kahve içmeye misafirliğe gidiyoruz dedi.” Bende “Gidelim bakalım dedim” Aslında biz ne bilelim her şey daha önceden planlanmış. Maviş gözlü perimin evine gittik. Ben onu görünce elim ayağım dolaşmaya başladı. Hatta kahve fincanını elimde unuttu benim güzelim. Gece eve gelince bu konuyu ayrıntılarıyla düşündüm. Sanki içime doğdu. İlk başından beri tahmin ediyordum uzun bir beraberliğe, hatta ölümüne beraberliğe adım atacağımı. İçimden bir ses “Neden olmasın be Serhat diyordu.” Ertesi gün yine onlarınn evinde bir tesadüf yapıldı. Beraberliğimizin ilk cümlelerini kurdum sonunda. Eh zor da olsa, kan ter içinde kalsam bile şu an üç yıllık güzel bir beraberliğim var. Dile kolay üç uzun yıl. Aman Allah bozmasın tahtaya vuralım. Biz yıldızlara astık yüreğimizi… Bizim aşkımız gül soylu bir aşk. Allah’ tan herkesin kaderine benimki gibi güzel, temiz ve gül kokan bir aşk yazmasını dilerim.

Mar 10

Akrabama Aşığım
Uzaktan akrabamızdı. Abla diye hitap ederdim ona kendimi örnek aldığım; tıpkı dağların doruklarında zamansız kalabilmiş kar birikintisi gibi göz alıcı bir şahsiyetti benim gözümde.
Paylaşımlarla kurulan dostluğumuz, saatlerce süren dostluk kokan sohbetlerimiz dertlerimiz anılarımız gülüşlerimiz ve tesellilerimiz yerini çok sonra fark edebildiğim kaçamak bakışlara bırakır gibiydi. Bir türlü kabullenesim gelmiyordu dostane duyguların aksini. Ailem dahil çevremdeki herkesin gözdesiydi o. Bilhassa arkadaşla gönülleri fethediyordu muhabbetiyle.
 

Buna rağmen mantığımı elden bırakmıyor onun beni asla bir sevgili olarak göremeyeceği gerçeğini açıklamaya çalışıyordum bizleri yakıştıranlara. Ben olgun bir yetişkin gibi davranmaktan bihaber yaşamayı ilke edinmiş bir gençtim. O ise sorumluluk sahibi ciddi bir insandı.Iyimser, tatlı bir o kadarda ciddi biririsiydi..

Velhasıl 1,5 aylık bir süreden sonra görkemli bir itirafla yüz yüze kalıyordum. ‘’Bana abla deme’’ diyordu. Ben ise şaşkındım sessizce haykırıyordum içten içe, şimdi neler olacak diye. Susarak geçirdiğim 2 günden sonra onu deli gibi severek başladım güne. İnanıyordum uykumda aşık olmuştum ona.

Her ikimizin gözlerinde görülmeye değer bir ışık yüzlerinde ise tarifi mümkün olmayan bir tebessüm yer edinmişti. El eleydik. Bir ömür boyu beraber yol almak için ilk adımı attık sözlendik. Fakat ayrı düştük; aşkım dünyanın bir ucunda seyirdeydi. Bekledim bekledim…

En nihayetinde kavuştuk sınırsız sevgi limanımızda. Ama vuslatın sarhoşluğu fazla devam etmedi 1 aylık bir sürecin ardı gelen bir özlem daha ayırdı bizleri sevdiğimle yine! Şimdi uzağız yine birbirimize. Yıldızlara yarenlik etmek alışıla gelmiş bir sohbet oluyor zamanla. Bu yüzden doyamıyoruz ya birbirimize hatta bazen sevgi sözcükleri bile aç kalıyor sevgimizin yanında. Ruhlarımızı çepeçevre sarmalayan sıcaklığın yanı sıra, yalnızlıklarımızda kurduğumuz hayallerimizle yücelttiğimiz umutlarımızla körüklüyoruz hasretliğimizi biz. Neyse ki her ikimizde severek yaşıyoruz. Neyse ki bizler özlemle yanıp özlemle tutuşuyoruz. Ve asla aşkı katliamlara maruz bırakanlardan olmuyoruz..

Mar 10

Neden bu kadar hayatımın içindesin ki sanki? Beklenmeyen bir anda geldin ve hayatımın tamda merkezine oturdun kaldın… Oysa ki sen davetsiz bir misafirdin sence de haddini aşmamış mıydın uzun zamandır kimsenin girmediği(giremediği)kalbimin gizli kapısını tıklarken(!) ? Önce o kapıyı duymamazlıktan geldim , kaçmaya çalıştım ; yok olmadı işte… Sen o masumluğunla o kapıyı tıklarken sana karşı kayıtsız kalamazdım duyuyordum seni..

Günden güne alıştım sana… Oysa ki ben çok korkuyordum sana alışmaktan; çünkü biliyordum , adım gibi biliryordum bir gün gideceğini… Sen bambaşka bir mevsimin çiçeğisin , ben hep sonbahar.Ben bir çiçeği yeşertecek kadar güçlü değilim anla bunu,güneşim yalancı ısıtamaz ki yüreğini!

Kaçıp kurtulmaya çalıştıkça daha çok içine girdiğim bir girdap gibisin…Yok mu bir kurtuluşum?

Adı aşk mı bu alışkanlığın? Aşk olmamalı ben hep kaçtım aşktan , aşk beni böyle ansızım , ummadığım bir anda yakalamış olamaz..Yoo aşk değil bu , aşk olamaz , olmamalı peki öyleyse ne?

Biliyor musun kalbimin senden önceki davetsiz misafiri de böyle masumca ansızın gelmişti… Kendimce kalbimdeki misafire hürmette kusur etmemiştim ; ama neden bilmiyorum o giderken kalbimide yakıp yakıp öyle gitmişti , ancak toparlandım derken şimdi de sen? Yoo hayır kalbim artık çok güçsüz bir kez daha yıkılırsa toparlayamam onu , bir gidişi daha kaldıramaz ..

Ah bir bilsem ki hak edeceksin bu sevgiyi kabulümdür senle gelen her hüzün ; ama bilmiyorum.. Tek bildiğim er ya da geç gideceksin, ben benle tek bırakıp gideceksin…

Evet korkuyordum sana alışmaktan , korktuğum başıma geldi alıştım; ama daha vakit erken gideceksen şimdi git sana daha çok bağlanıp sevmeden… Hiç girme kalbime sessiz sedasız git…
Gitmeyeceksen de öğret bana sevgiyi taa en başından yalansız , yanlışsız!

Mar 10

Ilık rüzgarla gelen bir müzik sesiyle dalıverdim uzaklara; “Aşık olmak günahsa ben bir günahkarım, pişman değilim tanrım…” diyordu yumuşak bir ses… bir sızı saplandı ilk önce kalbime… sensizlik yüreğimi yakıyordu, sana hasrettim… sarı kurumuş yapraklar arasında yürürken rüzgarın yüzüme vurmasıyla kokunu duydum sanki… yalnızdım… mutsuzdum, sen yoktun… ebediyen gitmiştin…

Şimdi yanımda olsaydın kollarınla beni sarar, yüzüme dağılan saçlarımı parmaklarınla düzeltirdin.. iki taraftan kulaklarımın arkasına sıkıştırır, “Böyle daha güzel aşkım”derdin… yüzüme düşen saçlarıma tuzlu gözyaşlarım karışıyor şimdi. “Sakın ha ağlama, seni birgün bile ağlarken görmek istemiyorum” derdin bana… şimdi bir yerlerden bakıyorsa gözlerin üzülüyorsundur… ama gözyaşlarıma söz geçiremiyorum sevgilim… Hani biz sonsuza kadar mutlu olacaktık? Hani birbirimizi terketmiyecektik? Neden beni tek başıma bırakıp gittin aşkım.? Kaza haberin geldiğinde inanamadım… evimizden nasıl çıktığımı bile hatırlamıyorum… hastanede seni öyle kanların içinde baygın bir şekilde görünce dünya başıma yıkıldı… elini tuttum ve sen gözlerini açtın “Sakın ha! Sakın elimi bırakma” dediğin zaman bile “Gözlerindeki ormanda yağmur yağmasın” dedin… yanaklarımdan süzülen sicim gibi yaşlar yüzüne döküldüğünün farkında bile değildim.. ameliyathanenin kapısına kadar elini hiç bırakmadım ve mecburen elini ayırdılar benden… saatlerce o odada kaldın… çıktığın zaman komadaydın… doktorlar ümitsizce gözlerime bakıyordu… seni odana götürdüler.. neydi, neden o makinaları vücuduna bağlamışlardı.? Sen yaşayacaktın.. beni bırakmayacaktın yemin etmiştin..yavaşça elimi elinin üzerine koydum.. hiç kıpırdamıyordun… günlerce başucunda bekledim… farkında bile değildin… hep uyuyordun… yanında seni beklerken; geçirdiğimiz günler bir film şeridi gibi gözlerimden geçti… beni kızdırmaların, sinirletmelerin ve ondan sonra gönlümü almak için bütün evi ben yokken çiçek bahçesine çevirmen… doğumgünlerimizde birbirimize aldığımız müzik kutuları… hani son doğumgününde sana mavi bir kazak almıştım da hemen giyip mankenlik yapmıştın ya ve ben seninle dalga geçmiştim sen de pastayı alıp yüzüme yapıştırmıştın ve sonra da bütün evi pastayla alt üst etmiştik… ne kadar deliymişiz, ne kadar aşıkmışız… mavi kazağını son gördüğümde kanlar içindeydi.. kaza günü onu giyiyormuşsun meğer… çok sinirlettin beni, nasıl çıkacak şimdi kazaktaki kan lekeleri? Olmadı şimdi, iyileşir iyileşmez kazağını sen yıkayacaksın.. onu sana ben aldım atmak olmaz ki… Hala uyanmadın… bir hafta geçti hiç bir kıpırtı yok…doktorların biri gidiyor biri geliyor.. söyledikleri hiçbirşeyi artık anlamıyorum.. bu arada o yağmurlu gün geldi aklıma.. bisikletlerle yarış yaptığımız o gün.. hani ani bir yağmur başlamıştı da eve zor yetişmiştik.. balkonda durup yağmuru izlerken bir gün bebeğimiz olursa ismini Yağmur koyalım demiştik… bizim yağmurumuz yaz yağmuru olsun demiştik… Ve bir gün daha geçti işte, yanında sen o yatakta hareketsiz yatarken bir gün daha geçti… elim elinde.. ve başım yatağın yanında, kendimden geçmişim.. ve aniden elin elimde kıpırdadı.. aniden kırmızı, şiş gözlerimi sana çevirdim… ve gözlerini açtın… o halinle bile gülümsüyordun bana… dudaklarına küçücük bir öpücük kondururken sessizce gözlerimden yine bilinçsizce tuzlu gözyaşlarım dudaklarına düştü… kızar gibi yine baktın bana… “Tamam” dedim “Ağlamıyacağım…” Gözlerime baktın buğulu… hiç beklemediğim bir anda dudakların kıpırdamaya başladı “Affet beni” dedin, “Birbirimizi terketmiyecektik, hala daha da seni terketmedim ama….” dedin ve gerisini duymak bile istemiyordum, parmaklarımla dudaklarını kapattım, “Konuşma, yorulma, sonra konuşuruz” dedim ama başınla “Şimdi” dercesine işaret ettin… “Şehre inmiştim, yıldönümümüz için beğendiğin tek taşlı pırlanta yüzüğü alacaktım, aldım da… yanında 25 tane gül vardı, arabanın torpido gözünde yüzüğün, koltukta da güllerin vardı” dedin… ve devam ettin “Hayatımda geçirdiğim en güzel yılları seninle paylaştım, gözlerim, kalbim hep yanında olacak, arabadan emanetlerini almayı unutma” dedin bana… gözlerimdeki yaşları artık durduramıyordum… “Bir dahaki sonbahara yürüdüğümüz yolda yanlız yürüyeceksin ve çok güçlü olacaksın, beni affet aşkım seni bensiz bırakıyorum, seni canımdan çok seviyorum, son bir öpücük ver bana” dedin ve bir elim elinde bir elimle alnını okşarken istediğini yaptım dudakların sıcaktı ve aniden makineden ince bir ses geldi, elin elimden kopuverdi…. Gözlerin yavaşca kapandı…. Doktorlar koşup geldiler… öylece orda kalıverdim hareketsiz kaldım, donmuştum, sen yoktun artık… doktorlar seni götürdüler… artık sen yoktun, yanlızdım.. Ve şimdi sensiz geçen ilk sonbahardayım… yürüdüğümüz yolda kurumuş yaprakların arasında tek başınayım. Arabadan bana getirdikleri emanetlerimin biri evde diğeri parmağımda… yüzüğünü yaşadığımı sürece parmağımdan, güllerini yatağımın yanından hiç ayırmayacağım… mavi kazağını yıkadım, temizledim… yastığının üzerinde duruyor.. Hazan mevisimi, hüzün mevsimi… aşk mevisimi.. ayrılık mevsimi… Kulağımda bana söylediğin şarkıyla yürüyorum tek başıma söz verdiğimiz gibi sarı yapraklı yolda…. “SANA RÜYA DİYEMEM, SENDEN UYANAMAM Kİ NEREDE OLURSAN OL, SENİNLEYİM BEN SANKİ BULUTLU GÜNEŞİMSİN, SEVGİLİMSİN BENİMSİN YAZ YAĞMURUM, KIŞ GÜLÜM, NEŞEMSİN KEDERİMSİN SENİNLE DOLU DÜNYAM, GÜNDÜZÜM GECEM SENSİN ÖLSEMDE AYRILAMAM, BENLİĞİM RUHUM SENSİN…” Biliyorum her an her saniye benimlesin, beni izliyorsun. İyi ki şarkılar var ve şiirler. Sen sözünü tutmadın, beni bırakıp gittin. Ben de tutamıyorum ve dışıma değilse de içime hiç durmadan ağlıyorum. Belki birgün aşkım… Bu yağmurlar diner ve biz yine birlikte oluruz hiç ayrılmamacasına. “HER YERDE HATIRAN VAR, HERŞEY SENİNLE DOLU HERŞEYDE SENİN İZİN, BU YOL AŞKININ YOLU ALAMAZ BİN SEVGİLİ KALBİMDEKİ YERİNİ SANKİ İÇİMDE AÇAR BU SARMAŞIK GÜLLERİ…. ” İyi ki şarkılar var…

« Previous Entries